<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?><rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Deniz Umut Dereli Blog</title>
    <link>http://www.umutdereli.com/</link>
    <language>tr-tr</language>
    <description>Deniz Umut Dereli Blog RSS</description>
	<lastBuildDate>2008-06-27:04</lastBuildDate>
	<pubDate>2008-06-27:04</pubDate>

	    <item>
      <title>Luis Aragones: Siyah Pislik (Tiery Henry için söylüyor..)</title>
      <description><![CDATA[<P>Daha önce de Fenerbahce yönetimi icin bir yazı yazmıştım ve cok tepki almıştım.<BR><BR>Önceki yazı icin : <A href="http://www.umutdereli.com/makale_33.html">http://www.umutdereli.com/makale_33.html</A><BR><BR>Bir önce ki yazımı okuyanlar bugün ne kadar doğru söylediğimi göreceklerdir. Gectiğimiz sezonun başıydı ve yönetim sürekli siteden tüm transfer haberlerini yalanlıyordu. Sonucta kimse gelmedi. Ve yıl sonunda da, aynı şampiyonlar liginde Chealse karşısında bir forvet eksiği yüzünden elenişimiz gibi hüsranla bitti.<BR><BR>Koca bir yıl gecti. Bugüne dönüyoruz.</P>
<P>Transfer calışmaları başlamış ve hatta bitmek üzere. Araya giren Euro2008 işleri biraz geciktirmiş görünüyor.<BR>Neyse ki, yönetimimiz övüne övüne yine resmi sitesinde 100lerce transferi yalanladı. <BR>Bilgiyi paylaşmadı, şeffaf olmadı!<BR>Taraftarından gücü alan Fenerbahce spor klubü zerre kadar bilgi vermeyerek kurumsal marifet gösterdiğini sandı.<BR>Sandı diyorum cünkü, dün itibariyle ilk acıklama geldi!<BR><BR><IMG height=225 alt="Aragones: Siyah Pislik (Tiery Henry icin söylüyor..)" hspace=30 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/aragones.jpg" width=300 align=absMiddle border=1><BR><BR>Luis Aragones.<BR>70 yaşında. 28 Temmuz 'da 71 olacak.<BR>İspanya'nın hic dışına cıkmamış kurt bir hoca kendisi.<BR>İnternetten öğrenebildiğimiz kadarıyla Calkantılı bir futbol yaşamı var. Forvet oynamış ve menejerliği döneminde de atak futbolu tercih ediyor.<BR><BR>Gelelim asıl konuya,<BR>Fenerbahce taraftarının en net sesinin duyulduğu site olan <A href="http://www.antu.com">www.antu.com</A> sitesi konuyla ilgili bir anket yaptı. Hem de daha hicbirşey kesinleşmemişken.<BR><BR><SPAN id=LabelHTML>29990 kişi HAYIR istemiyorum 9000 kadarıda EVET demiş bu gelişmeye. Yönetim dahil tüm Türkiye taraftarın bu yaklaşımını biliyorken tuttu Aragones ile anlaştığını duyurdu.<BR><BR>Taraftar mı? O kim. Söylediğinin ne önemi var. O gitsin kombine alsın, forma alsın, küfür etmesin, başkanını alkışlasın. HEP DESTEK TAM DESTEK.<BR></SPAN><SPAN><BR>Arkadaşlarım arasında bile Aziz başkanı eleştiren bir cümle söylediğimde sinirlenenler oluyor. Cok enterasan.. Eleştirmek kötülemek değildir. Ortak sağduyuyu bulma cabasıdır.<BR>Eleştirmezsen, gider böyle Aragones'i getirir.<BR><BR>Bir diğer konuda Emre Belezoğlu. Taraftar yine boynu büküp, başkan almışsa vardır bir bildiği diyecek tabi ki.<BR>Ama başkana buradan sesleniyorum. Cok fazla Emre Belezoğlu forması yaptırmasın. Satılacağını sanmıyorum.<BR><BR>Yine gündemde olan Güiza. Semihi ver onu al deseler, Türkiye'de bir kişi cıkıp Evet der mi? Ne farkı var?<BR>Milyon dolarlar verip alacağız. İspanya'da gol kralı olmuş vs. Tabeleya bakıp futbolcu alma dönemi ne zaman bitecek. Kezman'ın durumu ortada. Uyduramazsınız. Sol kanat oyuncun yok, sağ kanat oyuncun yok, gidip Kezman'ı elma toplar gibi 3 futbolcuyla birlikte sezon acıldıktan sonra getiriyorsun. Adam ne yapsın. 8 gol atmış, öpüpte başımıza koymamız lazım.<BR><BR>Bi önceki yazımda da yazdım. Tüm dünyada en yüksek bilet fiyatlarını Fenerbahce taraftarı veriyor. 100YTL'ye formalar alıyor. 10 ceşit formamız var oda ayrı konu. Her sene yeni bir forma. Yeni satışlar. Güzel gidiyor maşaAllah.<BR></SPAN><SPAN><BR>Hepsine tamam, alalım kombinemizi,biletimizi,formamızı, hep destek tam destek, ama yönetim de biraz kendine gelsin değil mi?<BR><BR>Cok acık ve net, Fenerbahce taraftarı, 10 tane sıradan adam istemiyor. 1 tane Ronaldinho, Adriano, Henry gibi adam istiyor. 35 yaşında Carlos geldiğinde bile kimse sormadı yaşını vs. Yavaş yavaş geliyorlar dedi kendi kendine. Sabretti.<BR><BR>Başkan gecenlerde bir konucmasında Shevchenko icin okadar paramız yok, onlar hayal demişti. De ki 60milyon dolar. 20milyon dolar Emre Belezoğlun'a, 10milyon Euro Aragonese, bir okadar da Guiza'ya vereceğiz. 30milyon Euro Kezman elde duruyor. <BR>Şimdi biz mi hesap bilmiyoruz, yönetim mi?<BR><BR>Zico geldiğinde, herkes birbirine stajyer dedi. Giderkende üzülenlerin sayısı milyonları buldu. Sebebi ise Zico'nun müthiş bir hoca cıkması falan değildi. Zico'yu taraftar benimsemişti. Uzun yıllar kalabilecek bir hoca gözüyle baktı ona. Türkiye'de bir Wenger ya da Ferguson olacaktı belki de. <BR>Ama yönetim, verdi eline cantayı gönderdi hocayı. Adama evini bile kendine taşıttırdılar. Havalanında birtek tercümanı vardı.<BR><BR>Teknik acıdan da gercekten iyi niyetle bakmaya calışıyorum ama birtürlü doğru yolu bulamıyorum. <BR>Aragones Fenerbahce'ye ne katabilir.<BR>Yaşı önemli değil ama uzun soluklu bir adım olmadığı kesin. Yani oturmuş kurumsal bir calışma değil belli ki. 2 yıl sonra 74 yaşında olacak.<BR>Bir yılda 40'ın üzerinde futbol macı yapan bir kulüp Fenerbahce. Aragones bununla başa cıkabilecek mi?<BR>Ya yıldızlarımıza kafayı takarsa. Alex'e mesela. Aurelio'ya, Deived'e, Kazım'a. Neden demeyin? Yazının başlığını internette bir araştırın.<BR><BR>Fenerbahce'yi iyi günler beklemiyor bence cünkü tüm tarihinde görülmüştür ki,&nbsp; taraftarının gücünü unutan her yönetimi yine o taraftar aşağılayarak göndermiştir. Fenerbace taraftarı akıllıdır ve hesabını iyi yapar. Nereye kadar desteğin verileceğini ve nerede suistimal edildiğini anlar. Tepkisini de cok net koyar. Bugün taraftara karşı ben aldım oldu, ben söyledim oldu diyenler, taraftar git dediğinde orada kalamayacaklarını bilmelidirler.<BR>Bizi müşteri yerine koyanlar şunu da not alsınlar,<BR>Fenerbahce Taraftarı, Türkiye'nin en bilincli müşterisidir.&nbsp;<BR><BR>Gectiğimiz sezon yapılmayan transferler, bilgide şefaflığın noksanlığı tribünlerde 10binlerce boş koltuk yarattı. Bu sene de farklı olmayacak. 200YTL vererek Emre Belezoğlunu seyredemem kimse kusura bakmasın.</SPAN>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</P>]]></description>

      <pubDate>2008-06-27 04:04:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=47</link>
    </item>
	    <item>
      <title>E-Mail Marketing ve HTML Standartları</title>
      <description><![CDATA[<P>90'ların ortalarında uzmanlar, kesin bir şekilde e-mail marketing stratejilerinde ceşitli sebeplerle HTML kullanımına şidetle karşı cıkıyorlardı. Ogünlerden bugüne kadar gelen bu gelenek, artık gümüz teknolojisin de cağdışı kalmış durumda.<BR><BR><IMG height=402 alt="E-mail marketing ve HTML Standartlarının Önemi" hspace=5 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/mailling.jpg" width=450 align=absMiddle border=1><BR><BR>HTML mailler, daha az yazılı mesaj icerse de, eğer daha önce bir mail gurubuna üye olmuşsanız kolayca görebileceğiniz gibi, resimler icerdiğinden gercekte mesajınızı cok daha kolay iletebilmektedir.<BR><BR>Eskiye göre günümüz de HTML'in icerdiği resimlerin download edilebilmesi de internet hızının yükselmesiyle cok daha kolay olmaktadır.<BR><BR>HTML 'in en büyük dezavantajı ise, SPAM Filitreleri uygulayan kişisel koruma yazılımları tarafından genellikle yanlış uyarılarla engellenmesidir.<BR><BR>DMA'nın (Direct Marketing Association) 2008 raporların da, html marketing yapan firmaların, harcadıkları her 1 dolar icin 45 dolar geri kazanc sağladıklarını acıkladı.<BR>Ayrıca Jupiter Research firmasının yaptığı bir diğer araştırmaya göre de HTML ile email marketing tekniği, müşterilerin unutmadığı en iyi strateji tekniği olarak saptandı.<BR><BR>HTML'in cok uzun bir gecmişi olsa da eski düşman halen problem olmaya devam etmektedir. HTML'in tüm email programlarıyla uyumluluğu halen problem olmaktadır.<BR><BR>Ayrıca email marketing de sonuca giden bir başka engelde HTML'in doğasın da olan tasarım hatalarıdır. Unutulan resim kaynak bilgileri, karakter kodlama hataları bunlara örnek gösterilebilir.<BR><BR>Yukarıda saydığım tüm bu sebeplerden dolayı email marketing sektörü icin önemli bir adım olan <A href="http://www.email-standards.org/" target=_blank>The Email Standart</A> Project (Email standartları projesi) hayata gecirildi.<BR><BR>The Email Standart Project 'in ana misyonu HTML standartları icin Microsoft Outlook, AOL, Yahoo Mail gibi mail hizmeti veren üreticilerle ortak dili konuşan bir yapı oluşturmaya calışıyor olmasıdır.<BR><BR>Compatibility Works (uyumluluk calışmaları), belirli kurallar üzerine inşaa edildiğinden, yeni bir mail tasarımı yaptığınız da, <A href="http://www.email-standards.org/" target=_blank>The Email Standart'ın</A> uyarılarına kulak vermelisiniz.&nbsp; Belirlenen kurallar HTML maillerinizin doğru olarak ulaştırılmasına yardımcı olacaktır.<BR><BR>Günümüz de başlı başına büyük bir sektör haline gelmiş HTML email marketing projelerinde aslında bilinmesi gerekli en önemli şey, 12-15 ana mail client programının, HTML standartlarını geliştirmek, daha cok mail alabilmek gibi bir cabalarının olmadığıdır. <BR><BR>Onların ana hedefi daha az, cok daha fazla kullanışlı mailleri ayıklayabilme yetisini geliştirmeleridir. Yani daha az mail almak icin önlemler almaya devam ediyorlar.<BR>Dolayısıyla yapılabilecek en önemli şey, HTML standartları&nbsp; kriterine azami dikkat etmektir.&nbsp; <BR><BR>Özetle, E-Marketing projeniz de mutlaka HTML standartlarına uymalısınız. (<A href="http://www.email-standards.org/" target=_blank>The Email Standarts</A>)<BR><BR>Scripting, Animasyon gibi uygulamalardan kacınmalısınız.<BR><BR>Göndereceğiniz mailin iceriğin de, yüksek ebatlı EK dosyalar bulunmamalıdır.<BR><BR>Kaynağından emin olmadığınız mail listelerine toplu mail gönderimi firmanızı ciddi olarak zarara uğratabilir.<BR>Ceşitli SPAM filitrelerine takılmış olan mailleriniz daha sonrasın da dünyanın heryerine kara listelere girmenize sebep olabilir ve bunun geri dönüşü de olmayacaktır.<BR>Birkez kara listeye alınmış mail ve firma bilgileriniz daha sonrasın da mailling yapmasınız bile normal yazışmalarınızda dahi SPAM olarak nitelendirilebilir ve itibar kaybedebilirsiniz.<BR><BR>Mutlaka, bu tarz projeleriniz de uzman desteği almalısınız. Cünkü basit gibi görünen mailling hizmeti aslında cokca karışık bir silsile kontrol sistemine tabidir.<BR><BR>Sevgilerle.</P>]]></description>

      <pubDate>2008-05-01 09:53:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=45</link>
    </item>
	    <item>
      <title>Müşterilerinizi Nasıl Dinliyorsunuz: GeriBildirim Formları</title>
      <description><![CDATA[<P>Bazı insanlar kendilerine "<STRONG>tüketici</STRONG>" derler. <BR>"<STRONG>Tüketiciler</STRONG>", bir ürünü, servisi ya da cözümü satın alırlar, kullanırlar.<BR>Bu işlemi tekrarlama aralığına periyot denir. <BR><STRONG>Periyot</STRONG>, günümüz de satıcı ile alıcı arasında ki tek-taraflı ilişkinin kalitesini belirler.<BR><IMG style="WIDTH: 314px; HEIGHT: 249px" height=318 alt="Anket ve Geribildirim Formları Gercekten de Yararlı mı?" hspace=10 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/caution.jpg" width=400 align=absMiddle vspace=2 border=0><BR>"<STRONG>Müşteriler</STRONG>" ise "Tüketiciler"den biraz daha fazla saygıyı hak ederler. İhtiyaclarına bağlı olarak, tecrübelerine, isteklerine, keyiflerine göre daha secici ve girift bir ruh haline sahiptirler.<BR><BR><STRONG>Günümüz teknolojisinde</STRONG> ise, örneğin kampanyalarınız büyük topluluklar tarafından kolayca kısa zamanda duyulabilir. Bu büyük kitleler icerisinde, sizi sevenlerin olacağı kadar, düşmanlarınız, sektörel rakipleriniz ve basının da yer alacağını unutmayın. <BR><STRONG>Mesajınızı</STRONG> kimin almasını istiyorsanız, herkes doğru bir anlam cıkartacaktır.&nbsp;&nbsp;</P>
<P><BR><BR>Günün her saatinde, doğrudan ya da dolaylı olarak, müşterileriniz, telefon acarlar, emailler gönderirler, incelerler, fısıltı gazetlerini konuştururlar, bloglarında ya da ceşitli forumlar da sayısız gündem yaratırlar.<BR><BR><STRONG>Bu gündemler</STRONG> de, beğenilerini, hayal kırıklıklarını, gelecek beklentilerini paylaşırlar. <BR>Genellikle de firmaların hatalarından diğerlerinin de bilgisi olması icin hic vakit kaybetmeden durumu rapor ederler.<BR>Eğer satın almış oldukları ürünle ilgili bir sorunları varsa, mutlak olarak, sorunun dinlenmesini ve kısa zamanda cözülmesini beklerler.<BR><BR><STRONG>Müşterileriniz</STRONG>, bilgisayarlara benzemezlerler. Veritabanları gibi düşünmezler. Online geribildirim formlarında, büyük olasıkla müşterileriniz birer yazar ya da edebiyatcı olmadıklarından yazım hatası yaparlar.<BR>Bazı istatistiklere göre %85 oranında firmalar, müşterilerinden topladıkları online form bilgilerini yazım hatalarından dolayı analiz edemiyor ve düzeltemiyorlar. <BR>Bircok önemli araştırma firmasına göre de bu oran hergün felakate sürüklenerek devam etmekte.<BR><BR><STRONG>Günümüz dünyasında</STRONG> müşterileriyle firmalar arasında ki en büyük sorunun zaten iletişimsizlik&nbsp;olduğunu düşünüyorum.<BR><BR>En güzel örneklerden birisi de <STRONG>yüz yüze</STRONG> işlemlerini gercekleştiren firmalardır. Bircok sektörde yüzlerce durumu kurtaramayan yazılım bulunuyor. En basit dille, toplanan müşteri bilgilerine "Kim","Ne","Nerede","Nezaman","Nasıl" ve en önemlisi "Nicin" sorularına yanıt bulamayan yüzlerce yazılım, firmaların belini büküyor.</P>
<P>Coğu firma, <STRONG>müşteri anketlerini, fokus guruplarına</STRONG> göre yönlendirirler. Bu fokus guruplardan, ortak bir mantık cıkartarak, satışa yönelik ar-ge üretmiş olurlar. <BR><STRONG>Bazen yeni bir kampanya</STRONG>, bazen ceşitli indirimler ve hatta bazen de yeni ürünler hep bu fokus gurubun ortak fikirlerinin sonucu olmuştur.<BR><BR>Müşteri anketleri ve fokus gurupları doğru sonuca ulaşmak icin sürekli olarak karşılaştırılırlar. <BR>Yardımcı olmayı seven birkac müşteriniz ne istediklerini doğrudan söylese de, bazıları sorularınızı önemsemez ve ya söylediklerinin icin de sizin almanızı bekledikleri şifreli kelimeleri biraraya getirerek firmanıza pek de bir sonuc vermezler.<BR><STRONG>Daha da kötüsü</STRONG>, ürününüzü ya da firmanızı sevmeyen müşterileriniz size yanlış bilgileri bilerek verebilirler.<BR><BR><STRONG>Geleneksel anketleme ve geribildirim</STRONG> uygulamaların da, görülmüştür ki, müşteriler tam olarak sorulana robotik bir refleksle cokca düşünmeden cevap vermektedir.<BR>Gercekte müşterilerinizin ürününüzü sevmeleri ya da sevmemeleri bunların hicbirine bağlı değildir. <BR><BR><STRONG>Yenilikci yaklaşımlarınız</STRONG>, uzman insan bilimcileriniz hangi soruların daha doğru olduğuna karar veremezler.<BR>Müşteriniz ürününüzü ve firmanızı cok sevse dahi belki de sadece anketlendirilmesinden hoşlanmıyordur. <BR>Hicbir zaman bilemezsiniz.<BR><BR><IMG height=267 alt="Gercekten de firmalar anket ve geribildirim formlarından faydalabiliyor mu?" hspace=10 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/wrongway.jpg" width=400 align=absMiddle vspace=2 border=0></P>
<P>Örneğin bir anketleme tekniğini ele alalım. <BR><STRONG>Elinizde ki fokus gurubun</STRONG> ürünü kullanma alışkanlığına yönelik bir rapor var. Ve siz bu rapora tam da zıt cevapların gelmesini düşündüğünüz sorular hazırladınız ve müşterilerinize iletiyorsunuz.<BR>Düz mantıkta&nbsp;büyük olasılıkla olumlu bir sonuca ulaştığınızı anlayabilmeniz icin durumun <STRONG>MÜŞTERİNİZ</STRONG> tarafından farkedildiğini beklemek olmalıdır. Müşterinin sorulara da aynı zıtlıkla cevaplar vererek ya da gülümseyerek sizi tasdik etmesini beklersiniz. <BR>Peki bu neyin cözümü?<BR><BR><STRONG>Sorularımızı tekrar hatırlayalım;</STRONG><BR>"Kim","Ne","Nerede","Nezaman","Nasıl" ve en önemlisi "Nicin"<BR><BR>Bir başka örnekte de müşterilere doğrudan sorulan ihtiyac, talepleridir. <BR>Böyle uygulamalarda müşteriler <STRONG>spontane cevaplar veremezler</STRONG>. İhtiyaclarını ve daha önemlisi bunların önem sırasını belirtemezler. Genellikle rastlantısal olarak cevaplandırırlar. Bu da firmayı bir sonuca götürmeyecektir.</P>
<P>Elinizde ki yazılım her ne olursa olsun, tüm bu varyasyonların icerisinde cok <STRONG>istisnai durumlar haric </STRONG>ortak bir sonuc elde edemeyecektir. <BR>Örneğin, ücretlerin daha düşün olması zaten bilinen bir sorundur ve ortak istektir. Size gerekli olan daha ziyade ortak kullanım alışkanlıkları ve yenis satış alanlarının acılması olduğundan, ücretlerin düşürülmesi ancak istisnai bir guruba dahildir. <BR><BR>Örnek vermek gerekirse, ürününüz bir cep telefonu markası olsun. <BR>Müşterilerinizden fokus gurup olan <STRONG>25 yaş üstü ve orta gelir düzeyi</STRONG> insanlar, sarı renk aksessuarlardan hoşlanıyorsa bu size bir fikir verebilir. Ama tüm müşterilerinizin ortak dileğinin ücretlerin daha düşük olmasını istemesi sizi bir sonuca vardırmayacaktır.<BR><BR><STRONG>Ve işte cözüm,</STRONG><BR><BR>Müşterilerinize doğrudan sorular sormayın!<BR><BR>Dışarıda, yani bu cılgın hayatta, bunu düşünen firmalar zaten var.<BR>Müşterilerin firmalar hakkında ki samimi düşüncelerini dolaylı yollardan topluyorlar.<BR>Bir telefon görüşmesin de, online bir blog sitesin de, bir forum sitesin de ve hatta herhangi bir sitenin üyelik formunda hic alakası olmasa da kodlanmış bir soruyla. <BR><STRONG>Tüm cevaplar onların ellerinde.</STRONG>&nbsp; <BR><BR>Bahsettiğim alanların bir önce ki anlattıklarımdan farklı olan yanı, müşterilerin aslında teoride kendi araların da yaptıkları samimi itiraflar olmasıdır.<BR><STRONG>Anketlerin, kötü işe yaramaz&nbsp;istatistikler olduğunu</STRONG> ve aslında firmalara analiz edebilecekleri değerli bilgiler gerekliliğini inanıyorum.<BR>En büyük alışveriş merkezlerinde üye kartlarıyla edinilen istatistikler; mesela, ailem de kepek sorunu var mı ya da yağlı mı, yağsız mı peynir severim onların bir işine yaramayacaktır.<BR><BR>Onlara herzaman niye aynı firmadan alışveriş yapmadığımı söyleyebilmem lazım. Başından beri anlatmaya calıştığım, online bile olsa cevap her zaman <STRONG>yakın olduğun da</STRONG> avantajlıdır. <BR><BR></P>]]></description>

      <pubDate>2008-04-30 04:32:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=44</link>
    </item>
	    <item>
      <title>Yeni Bir Masal: 2 Bin Tekno KOBİ&#8217;ye Faizsiz Kredi</title>
      <description><![CDATA[<P>" Kücük ve Orta Ölcekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), 1 Mayıs 2008&#8217; den itibaren KOBİ&#8217;ler icin hazırladığı iki yeni projeyi hayata gecirecek. Böylece 2 bin KOBİ&#8217;ye toplam 150 milyon YTL&#8217;lik &#8220;kredi faiz desteği&#8221; sağlanacak.&nbsp; "<BR><BR>Bu destek sadece techizatlar icin gecerliymiş.<BR>En az 3 yeni istihdam daha yapmanız gerekiyormuş. (50binYTL icin herhalde. 100binYTL olursa 6 yeni istihdam.)<BR><BR>Hibe değil, faizsiz kredi başlıklı FAİZLİ kredi desteği.<BR>150milyon YTL'lik bütcenin 400bin YTL'si Doğu Anadolu Kobi'ler icin ayrılmış.<BR><BR>Teknoloji üreten firmaların sırtında ağır vergi yükleri, kaliteli istihdamın getirdiği yüksek maaş giderleri, bir yanda da dünya da 55milyar dolar teklife hayır diyen web siteleri. <BR>(Devletin 2bin kobiye toplam desteği 150milyon YTL <STRONG>Dikkat!</STRONG>)<BR><BR>Emin olun ki, yine yüzlerce Teknoloji de bizi alıp ucuracak CRM projeleri, Muhasebe Otomasyonları, Müthiş ISO yazılımları vs. vs. üreten firmalar bu desteği de bir güzel alacaklar ve gercekten de desteğe ihtiyacı olanlar yararlanamayacaklardır.<BR><BR><STRONG>KOSGEP 'e ayrı bir paragraf acmak lazım gercekten.<BR></STRONG><BR>Bu destek yerine, serbest bölgeler de olduğu gibi ya da tekno parklar da bulunan firmalar gibi teknoloji üreten tüm kobilere vergi de indirim uygulansa cok daha verimli olurdu. <BR>Üretimde destekle, satışında vergilendir. Sistem basit aslında.<BR><BR>Var mısın yok musun tadında devlet desteği realty şovları hayretle seyretmeye devam ediyoruz.<BR><BR>Devletin hic birşey yapmamasından iyidir elbet ama bir de şöyle bakalım olaya hani başaranlar anlatıyor diye bir başarı karnesi vardır bu tür projelerde. <BR>Siz hic rastladınız mı? <BR>Ben 1-2 firma haric duymadım. O firmaların da 100'den fazla calışanı vardı.<BR>Yani desem ki, Facebook gibi site yapacağım, 500bin YTL destekleyin daha sonra bunu 10milyar dolara satacağım, gülünür herhalde. <BR>İşte gülenlerin baktığı gibi bakarsak biryere varamayacağız.</P>]]></description>

      <pubDate>2008-04-29 04:23:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=43</link>
    </item>
	    <item>
      <title>Net-Press İnternet Medya Takip Yazılımı</title>
      <description><![CDATA[<P>Ulusal gazeteler, televizyonlar, radyolar, dergiler, artık hepsinin bir internet sitesi var.<BR><BR>Müşterisinin adı hernerede geciyorsa, belirleyip, veriyi raporlayarak müşterilerine sunuyorlar.<BR><BR>NET-PRESS İnternet Medya Takip Yazılımı ise, kişinin bu firmalardan bağımsız olarak internet dünyasında otomatik raporlar almasını sağlıyor.<BR>Örneğin, İsminiz "Deniz Umut Dereli" ve sisteme kaydettiniz. <BR>Yazılım sürekli olarak bunu tarar ve bulduğu sonucları rapor olarak size sunar. <BR><BR>Ayrıca, sadece isminizi değil, firmanızın ismini, yeni cıkan bir ürününüzü vb. daha bircok şeyi sisteme adapte edebilirsiniz.<BR><BR>NET-PRESS İnternet Medya Takip Yazılımı, ajans takip firmalarının aksine, şahsa özel olarak tüm hakimiyeti ve gizliliği müşteriye bırakır.<BR><BR>Dilediğiniz kadar, taranacak isim bilgisi ya da hedef site bilgilerini kaydedebilirsiniz.<BR><BR><A href="http://netpress.programlog.com/" target=_blank><IMG height=304 alt="NET-PRESS İnternet Medya Takip Yazılımı" hspace=5 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/demo.gif" width=450 align=absMiddle vspace=5 border=0></A><BR><BR>Yazılımın demosunu incelemek icin lütfen <A href="http://netpress.programlog.com/" target=_blank>burayı tıklayın.</A><BR><BR>Kullanıcı bilgileri: &nbsp;demo / demo</P>
<DIV id=reset></DIV>
<P>Not: Yazılım ilk acılısında plugin aracları yüklediğinden biraz yavaş acılabilir. Ancak daha sonra ki acılışlarında normal olarak calışacaktır.<BR>Tüm teknik sorularınızı ve görüşlerinizi bize iletebilirsiniz. <A href="http://www.grupix.com/bize_ulasin.php" target=_blank>Bize Ulaşın</A> </P>]]></description>

      <pubDate>2008-04-12 06:35:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=42</link>
    </item>
	    <item>
      <title>MSN 'de Telekulak Microsoft Cevap Ver!</title>
      <description><![CDATA[<P>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilmiyorum sizin de son zamanlarda "<STRONG>msn de ki konuşmaları dinlemeye takıldı</STRONG>" haberleri dikkatinizi cekiyor mu?<BR><BR><STRONG>Sayısız haber var.</STRONG> Google'da girip bulabilirsiniz. Ve hatta bugünün milliyet.com.tr sitesinde Emre Belezoğlu'nun konuşmalarının bir kısmı takıldı vb. haberler var.<BR><BR><STRONG>O kadar ki,</STRONG> sanki cok normal birşeymiş gibi. <BR>Microsoft ne iş yapar. Privacy dediğimiz şeye ne oldu?<BR><BR><STRONG>İnanılır gibi değil.</STRONG> Sessiz bir coğunluk var.<BR>Sanki burası Patagonya birileri dinliyoruz diyor biz de habelerini okuyoruz.<BR><BR>Onu bunu bilmem ama bu olayın 10' da 1' i &nbsp;Amerika , İngiltere, Almanya'da olsa yer yerinden oynardı.<BR><BR><STRONG>MSN' de de iyiden iyiye fişleniyoruz heralde</STRONG>.<BR><BR><STRONG>MICROSOFT Cevap Ver!</STRONG><BR><BR>Kimlere neyi, hangi amacla dinletiyorsun? Yoksa bu yazılan haberlerin hepsi yalan mı? Onu da sanmam cünkü hukuğu sürece dönüşmüş kanıtar var.<BR><BR><STRONG>Microsoft buna bir cevap vermez</STRONG>, veremez. Düpedüz, özel görüşmeler ifşaa ediliyor.<BR><BR>Pes gerctekten! <STRONG>Bravo Microsoft.</STRONG> </P>
<P>MSN'imin dinlenmiş olduğu resmileşse Microsoft' a da öyle bir tazminat davası acarım ki, dünya konuşur. <BR><BR><STRONG>Az önce tekrar okudum şu Privacy denen sözleşme örneğini</STRONG>, kesin böyle bir hakkı olmadığını peşinen kabul ediyor.</P>]]></description>

      <pubDate>2008-04-02 05:39:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=40</link>
    </item>
	    <item>
      <title>Sanal Gezinti - Tur Fotoğraflama Teknikleri ve Proje Örnekleri</title>
      <description><![CDATA[<P><SPAN id=AttributeDetail><STRONG>Fotoğraflama ve Görüntüleme Teknikleri:</STRONG><BR><BR><STRONG>Tam Spiral Balık Gözü Resimleme:</STRONG><BR>180 derece tüm acılardan her yöne gösterim icin kullanılan bir resimleme tekniğidir.<BR><IMG height=135 alt="Sanal Gezinti Teknikleri ve Resimleme Ceşitleri" hspace=50 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/illu_circular.gif" width=272 align=absMiddle vspace=5 border=0><BR><BR>Bu resimleme tekniği ile hazırlanan bir sanal gezinti, resim üzerinde Yukarıdan aşağıya 180 derece ve ya sağdan sola 180 derece panoromik tarama imkanı vermektedir.<BR><BR><STRONG>Tam spiral balık gözü</STRONG> fotoğraf cekimlerine başlamadan önce doğru ekipmana sahip olduğunuzdan emin olmalısınız.<BR><BR>Doğru ekipmanlarla, proje mekanında 2-3 adet örnek spiral balık gözü fotoğraf cekimleri yapılır.<BR><BR>Örneklerden de görebileceğiniz gibi kolayca cekilen resimler birbirine bağlanabilir ve sağdan sola ya da soldan sağa 180 derecelik acıyla bağlanabilir.<BR><IMG height=72 alt="Sanal Gezinti- Spiral Balık Gözlü Cekim Teknikleri" hspace=75 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/circular.jpg" width=163 align=absMiddle vspace=5 border=0><BR><IMG height=72 alt="Sanal Gezinti- Spiral Balık Gözlü Fotoğraf Cekim Teknikleri" hspace=50 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/3circular.jpg" width=245 vspace=5 border=0><BR>Burada en önemli nokta ise, cekeceğiniz resimlerin ardaşık olması ve sabit bir acıyla birbirlerine bağlanması gerektiğidir.<BR>180 derecelik bir panoroma hazırladığımızı&nbsp;düşünürsek, iki adet spiral balık gözü cekimi yapıyorsak, ilk acımız 90 derece olmalı ve ikinci acımızda ilkinin bittiği noktadan itibaren 90 derece olmalıdır. Toplamda 180 derecemizi de tamamlamış oluruz.<BR><BR>Eğer 3 cekim yapacaksak 180 /3 yani 60 derecelik acılarla cekim yapmalıyız.&nbsp;&nbsp;<BR><BR>Genellikle önerilen&nbsp;kaliteli birleşimin, 4 adet 45 derecelik fire acıları da hesaplayarak fotoğraflamak olduğunu söylemek gerekir.<BR><BR></SPAN><SPAN>Üst noktadan en alt noktaya panoromik tarama yapabilmek icin yine aynı şekilde ama bu kez en üst nokta ile en alt nokta arasında&nbsp;2 x&nbsp;90 derecelik resim ya da diğer alternatifler üzerinden fotoğraflamanız gerekir.<BR><IMG height=100 alt="Sanal Gezinti: Spiral Balık Gözlü Fotoğraflama Tekniği" hspace=5 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/b.gif" width=100 align=left vspace=5 border=0><BR><BR><BR><BR><BR><BR><BR><BR><IMG height=72 alt="Sanal Gezinti: Spiral Balık Gözlü Fotoğraflama Tekniği" hspace=5 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/t_b.jpg" width=167 align=left vspace=5 border=0><BR><BR><BR><BR><BR><BR><BR>Grupix Yazılım evi olarak müşterilerimizden edindiğimiz tecrübeyle en kaliteli birleşimin,&nbsp;6 adet 45 derecelik fire acıları da hesaplayarak fotoğraflamak olduğunu öğrendik.<BR>6 x 45 = 270 derece yaptığından, 180 derecelik bir cekim icin gerektiğinden 90 derece fark oluşur. Resimleri peş peşe birbirine eşleştirdiğinizde her resim icin 15 derecelik acılarla ic ice gecirir ve kırılma payının 0 olmasını sağlarız.<BR>Bu işlemlerin ardından en kaliteli cözümü elde etmiş oluruz.<IMG height=100 alt="Sanal Gezinti: Spiral Balık Gözlü Fotoğraflama Tekniği" hspace=5 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/t.gif" width=100 vspace=5 border=0><BR><BR>Kullanılan ekipmanın bir diğer önemli tarafı, bir önceki resimden sonra doğru acılardan devam etmenizi sağlamasıdır. Eğer bu sağlanamazsa, resimler üzerinde kaydırma yaptığınızda uyuşmazlıkları görürsünüz.<BR>Planlı ve titiz bir calışma, doğru ekipmanla hem cok kaliteli bir ürünü ortaya cıkırır hem de planlanmamış maliyetleri ortadan kaldırır.<BR><BR><STRONG>Basık&nbsp;Spiral Balık Gözü Resimleme:<BR><BR></STRONG><SPAN id=AttributeDetail>DSLR Sigma 8mm f4 EX&nbsp; ekipmanı ile&nbsp;sabit uzaklıktan cekilen 180derecelik resimlerin bellirli ölcüde basılması sonucu oluşan spiral düzleştirme tekniğidir.<BR>Bu teknikte, balık gözü resimlerin, panoroma da kaydırılması esnasında kenarlarında ki spiral görüntü mümkün olduğunca yok edilmeye calışılır.<BR>Fotoğraflama maliyeti, üretim maliyeti gibi kriterleri düşürmek icin düşünülen bir tekniktir.<BR><BR>Resimler 180 derecelik acılarla 2 adet olarak cekilir.<BR><BR><IMG height=290 alt="Sanal Gezinti: Spiral Balık Gözlü Fotoğraflama Teknikleri" hspace=40 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/illu_drum2.gif" width=282 align=absMiddle vspace=5 border=0><BR><BR><STRONG>Basık spiral balık gözü</STRONG> fotoğraf cekimlerine başlamadan önce doğru ekipmana sahip olduğunuzdan emin olmalısınız.<BR><BR>Grupix Yazılım Ekibi olarak bizler bu teknikte&nbsp;2 adet&nbsp;90 yerine&nbsp;4 adet 30 derecelik resim kullanıyoruz. Toplamda 120 derece ve 60 derece kayıpla, resimlerin birleştirilmesi sonrası görüntüde sıfıra yakın bir hata olduğunu öğrendik.<BR><IMG height=72 alt="Sanal Gezinti: Spiral Balık Gözlü Fotoğraf Cekim Teknikleri" hspace=10 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/drum.jpg" width=329 align=absMiddle vspace=5 border=0><BR><BR><BR><STRONG>Diagonel Spiral Balık Gözü Resimleme:<BR><BR><IMG height=139 alt="Sanal Tur - Gezinti Diagonel Fotoğraflama Teknikleri" hspace=50 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/diagonel.gif" width=280 align=absMiddle border=0><BR><BR><IMG height=139 alt="Sanal Tur - Gezinti Diagonel Fotoğraflama Teknikleri" hspace=50 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/diagonel2.gif" width=280 align=absMiddle border=0><BR><BR></STRONG>Diagonel olarak 180 derece acıyla orta merkezden bireştirilen resimleme tekniğidir.<BR><BR>Kullanım alanı örnekleri: Cadde, Yol, Bina Cevresi, Kuşbakışı Acılar, Kabin, Arac ici, Havuz, Tesis Genel Görünüm vb. gibidir. <BR><BR>Kullanılan teknikte 180 derece esas alınacağından kayıp 180 derece gösterilmeyecektir. (Gökyüzü, Tavan, Görüş noktasının arkası gibi.)<BR><BR>Maliyet acısından bir başka tercih sebebi olan bu teknikte, Grupix Yazılım Ekibi olarak biz, 40 derece x 6 adet resimleme ile -10 derece giydirme yaparak mükemmele yakın bir gösterim sağlayabiliyoruz.<BR><BR><STRONG>360 derece Küre Cekim Tekniği<BR><BR></STRONG>Grupix Yazılım ekibinin geliştirdiği bu teknikte, gerceğe en yakın sanal gezinti icin özel bir yazılım kullanılmaktadır.<BR>IPX gibi yazılım motorları kullanılarak hazırlanan panoromik gezintiler aslında daha cok resim kaydırma yapmaktadır. <BR><BR>Grupix Yazılım Ekibi olarak bizler, farklı bir yazılım motoru kullanarak horizantal ve vertikal sanal bir nesne yaratarak, spiral katmanlarla Küre mimarisine resimleri eşliyoruz. <BR>Kullanılan resimler, 30 derecelik acılarla cekilerek, her biri birbirine -15 derece giydirilerek mükemmel bir görüntü elde edilir.<BR><BR><IMG height=285 alt="Sanal Tur - Gezinti Fotoğraflama Teknikleri Küresel 360 derece" hspace=10 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/360sq.jpg" width=450 align=absMiddle border=0><BR><BR><BR><STRONG>İnşaat Firmaları icin Özel&nbsp;Sanal Tur Proje Tekniği</STRONG><BR><SPAN><SPAN><BR><A title=new href="http://www.sanalturdemo.com/" target=_blank>http://www.sanalturdemo.com/</A>&nbsp;<BR></SPAN></SPAN><BR>Özellikle inşaat firmaları biliyorsunuz, projeleri bitmeden satışa başlıyorlar ve ellerinde ki tüm gücle binalar bitmeden satışlarını tamamlıyorlar. <BR>200.000YTL'den başlayıp, 2milyon YTL ye kadar kadar değişen bütcelerle satılan daireler, villaları, 3D filmlerle, broşürlerle, Sloganlarla satmaya calışıyorlar. <BR><BR>Herbir tanıtım seansında müşteriye verilen bilgiler ne yazık ki ancak o görüşmede anlatılabildiği kadarıyla kalıyor. <BR>Yüzbinlerce YTL'lik bir alım gercekleştirecek müşteri icin en önemli nokta, ortada somut birşey olmadığı icin projeyi gözünde canladırabilmesidir.<BR><BR>Grupix Yazılım Ekibi, bu yönde bir proje geliştirerek, kat planları üzerinden tüm örnek daire, örnek villa icinde klavye, mouse yardımıyla gezilebilmesini sağladık. <BR><BR>Müşterilere verilecek olan bu offline CD halinde ki projeyle, tanıtım konuşmasından sonra da müşteri evinde dilediği gibi birebir gerceği ile aynı formatta sanal olarak inşaat firmasının projesini gezebilir.<BR><IMG height=383 alt="İnşaat Firmaları icin özel Sanal Tur - Gezinti Projeleri" hspace=50 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/plan.jpg" width=291 align=absMiddle vspace=5 border=0><BR><BR>1+1, 2+1, 4 + 1, Villa vb. tüm cizimleri yazılıma yükleyerek tamamının sanal gezinimi inşaat firmaları&nbsp;müşterilerine verebilir.<BR>Müşteriler, diledikleri cizim üzerinden secim yaparak, banyosuna, salonuna, diğer odalarına tamamen kendi kontrolünde oradaymış gibi bakabilir.<BR><BR><IMG height=224 alt="İnşaat Firmaları icin Özel Sanal Tur - Gezinti Projeleri" hspace=10 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/plan2.jpg" width=450 align=absMiddle vspace=5 border=0><BR><BR>Grupix Yazılım Ekibinin benzer calışmaları ve örnekleri icin ;</SPAN></SPAN></P>
<P><SPAN><SPAN><A title=new href="http://www.sanalturdemo.com/" target=_blank>http://www.sanalturdemo.com/</A>&nbsp; adresini inceleyebilir ve benzer projelerinizle ilgili iletişim kurabilirsiniz.<BR></SPAN></SPAN></P>
<P><SPAN><SPAN>Grupix Yazılım Ekibi, sanal tur - gezinti konusunda diğer rakiplerine göre bircok yönden daha avantajlı durumdadır.<BR><BR>Bu avantajlar, <BR>fotoğraflamayı yapan sanatcının kalitesi ve iş tecrübesinden, kullanılan ekipmanların doğruluğuna kadar bircok parametreyi icerir.<BR><BR></SPAN></SPAN></P><BR>
<P><IFRAME id=frame src="http://www.sanalturdemo.com/ornek.php?val=Gallery/Panoweaver500/corridor/_flash/corridor.html" frameBorder=0 width=450 scrolling=no height=350></IFRAME></P>
<P><SPAN><SPAN>Benzer projeleriniz icin bize <A title=new href="http://www.sanalturdemo.com" target=_blank>ulaşabilirsiniz.</A></SPAN></P></SPAN>]]></description>

      <pubDate>2008-03-29 03:12:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=39</link>
    </item>
	    <item>
      <title>PAYPAL ve Irkçılık</title>
      <description><![CDATA[<P><STRONG>Bu işlerle uğraşan</STRONG> her insan eninde sonunda PayPal'ı duymuştur.<BR>Bilmeyenler icin Online Bankacılık yapan, sizin adınıza ödemeleri güvenli olarak yaptığını iddia eden bir sitedir PayPal.<BR><IMG height=50 alt="PAYPAL ve Irkcılık" hspace=1 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/paypal_logo.gif" width=200 align=left vspace=1 border=0><BR><STRONG>105 milyon kullanıcısı</STRONG> olduğu söylenen bu site, tüm dünyada halen internet bankacılığı konusunda bir numara. Ve hızla büyümeye devam ediyor. Gercekte bir banka yok. Kredi kartınızı ya da hesap numaranızı veriyorsunuz o da olmazsa gidip PAYPAL hesabınıza <STRONG>EFT yapıyorsunuz</STRONG>, bakiyeniz belirlenmiş oluyor.<BR>Bu bakiye ile güvenli bir şekilde alışveriş yapabiliyorsunuz.<BR><BR>Şimdi işin enterasan olan kısmına yani PAYPAL.com un yaptığı ırkcılığa bir kac örnek vermek istiyorum. <BR><STRONG>Gercekten cok şaşıracaksınız.</STRONG><BR><BR><STRONG>PAYPAL</STRONG>, coğunlukla Amerika ve İngiltere de ki kullanıcılara hitap eden bir site. Ayrıca diğer ülkerden de üye olunabiliyor. <BR><BR>Fakat dikkat edilmesi gereken, bu iki ülke dışından bir üyeyseniz, paranızı bir kac ay öncesine kadar ancak bir harcama yaparak alabiliyordunuz. <BR>Yani gidip biryerlerden bu <STRONG>parayı cekemiyor</STRONG> ya da kredi kartınıza, hesabınıza havale edemiyordunuz. <BR>Bu durumu, WithDraw dedikleri bir özellikle değiştirdiler. Artık mevcut PAYPAL bakiyenizi kredi kartınıza aktarabiliyorsunuz ! <BR><BR><STRONG>Yoksa aktaramıyor musunuz?</STRONG><BR><BR>Evet coğunlukla aktaramıyorsunuz.<BR>Cünkü <STRONG>PAYPAL Limited Account</STRONG> sürpriziyle karşılaşıyorsunuz.<BR><BR>PAYPAL Limited Account, yani hesabınız gecici olarak engellenmiş oluyor.<BR><BR><IMG height=153 alt="Paypal ve Irkcılık" src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/limitedacc.gif" width=400 align=absMiddle border=0><BR><BR>Cözmek ise okadar kolay değil.&nbsp; Önce haklı sayılabilecekleri gibi Resimli Kimlik bilgilerinizin faksını istiyorlar.<BR>Birde belirttiğiniz adresi kanıtlayan herhangibir&nbsp;ekstre.<BR><IMG height=159 alt="PAYPAL ve Irkcılık" hspace=3 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/steps1.gif" width=396 align=absMiddle vspace=3 border=1><BR>Bunları gönderiyorsunuz sonra <STRONG>beklemeye başlıyorsunuz</STRONG>.<BR>Bir iki gün gectiğinde bakıyorsunuz ki bir cevap yok.<BR><BR>Ulaşmaya calışıyorsunuz, doğal olarak Contact Us formundan mesajınızı iletiyorsunuz. Dönüş mü şimdiye kadar hic olmadı.<BR>Başka neler yapabilirim diye bakıyorsunuz, cağrı merkezinin telefonu var. <BR>Hemen ceviriyorsunuz.: <STRONG>+44 08707 307 191</STRONG><BR><BR>Telefon numarası İngiltere. Ama telefona önce IVR sesli yanıt sistemi cıkıyor. Telefon numaranızı soruyor. (Bence güzel bir teknoloji farkı var buna&nbsp;başka bir yazıda&nbsp;Turkcell icin değineceğim), kodluyorsunuz vs. Bulamıyor!, <BR><BR>Telefonu öğrenmek icin girdiğiniz bölümde 7 haneli gecici bir şifre oluşuyor, onu soruyor cevaplıyorsunuz. <BR><BR><IMG height=53 alt="PAYPAL ve Irkcılık" src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/tempno.gif" width=378 border=0><BR><BR>Bir kıyamet bin zahmet "<STRONG>Agent</STRONG>" diyerek bir temsilciye bağlanabiliyorsunuz.<BR>İngiltere ile konuşuyor olmanıza rağmen karşınıza bir Hintli'nin garip ingilizcesiyle cıkması pek olası. (Her zaman denk gelmiyor ama 10 defa aradığımda enaz 4-5kez böyleydi.)<BR><BR>Derdinizi anlatıyorsunuz, bakıyor Please Hold vs. diyor. Sonra Lütfen contact us formunu doldurun diyor. Yani özetle boşuna aramayın. <BR><BR>İşin ilginc notu ise, hemen hemen tüm temsilcilerin söylediği önemli bir nokta: <STRONG>90 gün normal bekleme süresi olduğu</STRONG> ve bunun sözleşmelerinde acık bir şekilde yazdığı ve sizin de baştan bunu kabul ettiğiniz oluyor.<BR><BR>İnanılır gibi değil! <STRONG>PAYPAL'a</STRONG> tekrar girip, mesajlarınızı yazıyorsunuz yine dönüş yok.<BR><BR>Peki <STRONG>Irkcılık bu işin neresinde diyebilirsiniz</STRONG>. Cünkü şimdiye kadar anlattıklarım kötü bir müşteri desteğinden başkası değildi.<BR><BR>Sorun istedikleri belgelerde. İlk başta resimli kimlik bilgisi ve adres iceren bir ekstre (ki bence bu normal) lere yenileri eklenmeye başlıyor.<BR><STRONG>Evet şimdi sinir harbi başlıyor.</STRONG><BR><BR><IMG height=292 alt="PAYPAL ve Irkcılık" hspace=2 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/evraklar.gif" width=450 align=absMiddle vspace=2 border=0><BR><BR><STRONG>İstedikleri bazı evraklara örnekler:</STRONG><BR><BR>Kimlik Kartınız,<BR>Ehliyetiniz,<BR>Adres Belirten bir Fatura,<BR>Bakiyeyi oluşturan tüm işlemler icin,<BR>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ticari olarak ürünün prospektüsleri,<BR>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ticari teklif,<BR>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ticari konuşmalarınızın kopyası yoksa mail kopyaları,<BR>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ticari kişileri nereden tanıdığınızı anlatan kısa bir öykü,<BR>Bir adet isminize düzenlenmiş Kredi Kartı, VISA ya da Master Card olmalı,<BR>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu kredi kartından 1 Pound cekilecek,<BR>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Cekilen Poundun 1 ay sonra ki acıklamasında PAYPAL size 4 haneli bir şifre iletecek. Bir ay sonra gelip bunu onaylayacaksınız.<BR><STRONG>Şimdi Dikkat!<BR>Diyelim ki delisiniz ve tüm bunları benim gibi yaptınız.</STRONG><BR><BR>İngiltere ya da Amerika'da bir banka hesabını belirtmeniz gerekiyor.<BR><BR><STRONG>Yine arayıp</STRONG> diyorsunuz ki "Kardeşim hasta mısınız? Nereden olsun böyle bir banka hesabım ben Türkiye'de yaşıyorum."<BR>Cevap cok net: Ozaman bu hesabınız kapatılacaktır. Bakiye ne olacak diye soruyorsunuz. Garip cevaplar geliyor. Onu değerlendirirler. <STRONG>Ortalama 90 gün icinde sonuclanır diyorlar</STRONG>.<BR><BR>Tüm <STRONG>bu ırkcı yaklaşımdan</STRONG> sonra internette biraz araştırma yaptım.<BR>Sırf bu denli sacma uygulamalarından dolayı PAYPAL'ın milyarlarca dolar tazminat davalarıyla başettiğini öğrendim.<BR>Öyle ki, bunun icin acılmış hikayelerin anlattıldığı siteler var.<BR>Mesela şu siteye bir bakın: <A title=new href="http://www.paypalsucks.com" target=_blank>http://www.paypalsucks.com</A> (yani paypaliğrenc.com )<BR><BR>Paypal cağrı merkezi dışında <STRONG>yönetim merkezinde ki telefonlara</STRONG> da ulaştım. 50den fazla telefon numarasından haftalardır kimseye ulaşamadığımı da belirteyim. Merkez Telefonları USA: <A title=yeni href="http://www.paypalsucks.com/PayPalPhoneNumbers.shtml" target=_blank>burada</A><BR><BR><STRONG>Özet:</STRONG><BR>PAYPAL'ı 2004'den beridir kullanıyordum. En fazla 10$ gibi ödemeler yapıyordum. Fakat ilk defa 500Euro luk bir ödeme de paramı gaspettiler ve mağdur edildim. <BR>Bu işin icin de biri olarak ben bu işi cözemiyorsam sade vatandaş nasıl cözsün diye de düşünmeden edemiyorum.<BR><BR>Cevrenizde bak PAYPAL ım var, şu sitede PAYPAL var. Aman şöyle böyle, Amerikalılar yapmış kardeşim gibi abuk cümlelere hemen kapılmayın. <BR><BR><STRONG>Ülkemizde uyuyan teknoloji firmalarına</STRONG>, ekonominin dinamiği 3-5 büyük ailesine şuaradan bir cift lafım var.<BR>Hep hemen&nbsp;kar peşindesiniz. Önce bir hizmet koyun ortaya, biz onu kullanalım. Hizmet iyiyse zaten zamanla sizde kazanırsınız.<BR>Bizi böyle abuk sitelere, hizmetlere mahkum ettiriyorsunuz!<BR><BR>Herkese sevgilerle.<BR></P>]]></description>

      <pubDate>2008-03-23 01:57:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=38</link>
    </item>
	    <item>
      <title>IVR Nedir?</title>
      <description><![CDATA[<P><FONT face=Tahoma color=#000080 size=2><STRONG>IVR Nedir ?</STRONG></FONT></P>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>IVR, bilgisayar sistemlerine uzaktan telefon ya da faks aracılığı ile erişerek, telefon tuşlarını kullanarak bilgi alış verişinde bulunulmasını sağlayan bir sesli yanıt sistemidir. IVR sistemleri müşterilerin ya da şirket elemanlarının sadece sıradan bir tonlu telefon kullanarak cok ceşitli bilgilere erişimine imkan tanır.<BR>IVR sistemlerinin coğunluğu aşağıdaki temel özelliklere sahiptir;</FONT></P>
<UL>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Sistem, üniteye bağlı telefon hatlarının caldığını algılar.</FONT> 
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Calan telefonu acar ve cevaplama konumuna gecer. </FONT>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Sistem, arayan kişiye önceden kaydedilmiş sesli anonsları dinletir. </FONT>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Anons esnasında ya da anonsun bitiminde arayan kişinin yaptığı tuşlamaları algılar. Sistem, arayan kişinin yaptığı tuşlamalardan yola cıkarak ilgili bilgilere erişir, gerekli işlemleri yapar ve sesli anonslar haline getirerek karşı tarafa dinletir.</FONT> 
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Bu işlemin herhangi bir yerinde karşı taraf hattı kapatırsa, sistem bunu algılar ve o da hattı kapatır.</FONT> </LI></UL>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Ancak IVR sistemlerinin bunlar haricinde de daha gelişmiş özellikleri mevcuttur. <BR>Dikkat edilmelidir ki, IVR teknolojisi, telefon santrallarında kullanılan Robot Operatör ve Sesli Mesaj Sistemlerinden farklıdır. IVR'ı, diğer tip sesli yanıt sistemlerinden farklı kılan en büyük özellik ise IVR sistemlerinde mutlaka bir ana bilgisayar bağlantısı bulunmaktadır.</FONT></P>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000080 size=2><STRONG>IVR'a kimin ihtiyacı vardır ?</STRONG></FONT></P>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>IVR'ın en faydalı olduğu yerler, sık sık tekrarlanan ve hep aynı türde olan işlemlerle karşılaşılan organizasyonlardır. Bu tip işlemleri sürekli olarak devam ettirecek kadroyu tutmak ve idame ettirmek yerine, bir IVR sistemine bir seferlik bir yatırım yapmak ekonomik olarak daha avantajlı olabilir. Cünkü, bu elemanları insan ilişkisi, muhakeme ve karar verme gerektiren daha önemli pozisyonlarda şirket icin daha verimli olarak kullanabilme imkanı da (örneğin satışa yardımcı olmak gibi vs) vardır.<BR>Maliyetten yapılan direkt tasarruflara ilaveten; IVR sistemleri tutarlı bir şekilde calışır, genellikle pek hata yapmaz ve ya herhangi birşeyi unutmaz. En önemlisi, müşteriye saygısızca ve ilgisiz davranmaz. Sonucta, bir IVR sistemi müşteri memnuniyetini arttırır ve üstüne üstlük 24 saat boyunca fazla mesai almadan, yorulmadan hizmet verebilir. Bazı müşteriler, hep aynı şey icin bir elemanı "rahatsız" etmekten kacınabilirler, ancak aynı bilgiyi kendileri bir telefon ederek öğrenebiliyorlarsa, IVR sistemini sayısız defalar aramaktan cekinmezler.</FONT></P>
<P><FONT face=Tahoma color=#000080 size=2><STRONG>IVR nerelerde kullanılabilir ?</STRONG></FONT></P>
<P><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>IVR teknolojisi bir cok alanda kullanılabilir: </FONT></P>
<UL>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Sigortacılık: Police durumu öğrenme, hasar dosya durumu öğrenme, fiyat alma, acenta bilgilerinin faksla yollanması vb.</FONT>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Bankacılık: Bakiye öğrenme, hesap ekstresini faksla alma, kredi kartı işlemleri, yatırım hesabı ve borsa işlemleri, fatura ödeme, para transferi, döviz kurları vb.</FONT>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>İmalat Sanayi: Telefonla stok durmunu ve fiyatları öğrenme, sipariş girişi, girilmiş siparişlerin sevkiyat durumunu öğrenme, cari hesap bakiyelerinin öğrenilmesi vb.</FONT>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Eğitim: Veliler, öğrenci not, devam ve kanaat bilgilerini telefon ederek alabilirler. </FONT>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>PTT: Otomatik arıza bildirimi, uyandırma servisi vs.</FONT> 
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Medya: Abonelik işlemleri, seri ilanlar ile ilgili işlemler. </FONT>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Satış: Müşteri bilgisinin fakslanması, teklif örneklerinin otomatik hazırlanması, fiyatlandırma, stokların doğruluğunun belirlenmesi, seyahatte iken e-mail mesajlarının fakslanması, grafikler ve planlar. </FONT></LI></UL>
<P><FONT face=Tahoma color=#000080 size=2><STRONG>IVR'ın avantajları nelerdir ?</STRONG></FONT></P>
<P><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Şirketlerin IVR teknolojisini uygulamalarının 4 ana sebebi vardır: </FONT></P>
<UL>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>İşletme maliyetlerini düşürür: IVR sistemi normalde bir ya da bircok elemanın yapması gereken rutin işleri otomatikleştirir. Averaj bir IVR sisteminin kendisini en gec 1 yıl icinde amorti etmesi normaldir. IVR sisteminin kullanıma girmesiyle, aynı elemanlar insan ilişkilerinin ve karar verme yetilerinin gerektiği daha önemli işlere kaydırılarak daha verimli calışmaları sağlanabilir.</FONT> 
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Kazanc Kaynağıdır: Sıradan bir memurdan bilgi almakla kıyaslandığında IVR sistemleri hem daha süratlidir hem de daha gücel ve kati bilgileri alabilme imkanı vardır. Ayrıca, 24 saat boyunca hizmettedir. Sonuc olarak; şirketin satış elemanları müşteri ziyareti esnasında ya da şehir dışındayken dahi sistemi arayarak ihtiyacları olan kritik bilgilere erişebilecekler ve siparişlerini girebileceklerdir. Ayrıca, yapılan araştırmalar göstermiştir ki, müşteriler icin "anında erişim" vazgecilmez bir özelliktir ve IVR kullanan firmalarının daha sadık oldukları gözlenmiştir. IVR sistemlerinin ek bir faydası da, hangi müşterilerin sisteme eriştiğinden yola cıkarak daha aktif olan grubun tesbit edilmesi ve satış faaliyetlerinin ağırlıklı olarak o gruba yönlendirilmesi imkanıdır.</FONT> 
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Şirket imajını sağlamlaştırır: Özellikle rakip konumdaki büyük firmaların coğunluğunun IVR teknolojisini kullanmaya başlamasından sonra, bu konuda yarışın gerisinde kalmamak gerekir. İyi tasarlanmış bir IVR sistemi size, müşterisine önem veren ve teknolojiyi iyi kullanmayı bilen bir şirket imajı verecektir. </FONT>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Kalite Güvencesidir: Bilginin erişimi ve dağıtımı konularında karşılaşılan hatalar ve tutarsızlıklar, IVR'ın kontrol edilebilir ortamında asgari düzeye indirgenebilmektedir. ISO9000 türü standartlar icin ideal koşullara sahiptir. </FONT></LI></UL>
<P><FONT face=Tahoma color=#000080 size=2><STRONG>IVR Sistemlerinin bağlantı türleri</STRONG></FONT></P>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>IVR sistemlerinin büyük bir coğunluğu özel bir uygulama geliştirme ortamı ya da programlama lisanı kullanmak suretiyle geliştirilir. Kullanıcı, uygulamanın "sesli yanıt" kısımını bu özel uygulama ortamını ya da lisanını kullanarak isteklerine uygun bir şekilde geliştirir. Bilgi erişimi gereken noktalarda ise, host ortam ile etkileşim sağlayacak bir arabirim gereklidir. Günümüzde IVR sistemlerinde kullanılan host bağlantı türlerini 5 gruba ayırabiliriz.</FONT></P>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2><B>Terminal Emülasyonu :</B> IVR sistemi host ortama bir terminal emülasyonu ile bağlıdır. Başka bir deyişle, host bilgisayar, IVR sistemini bir terminal olarak algılamaktadır. Host'un sanki terminale gönderiyormuş gibi gönderdiği bilgileri ekrandan "okur" ve işlem yapar. Aynı şekilde, host'a gönderilmesi gereken bilgileri de sanki terminalin klavyesinden girilmiş gibi host'a yollar. Kısaca, sistem standart bir terminal gibi calışır ancak işlemleri otomatik olarak yapar. </FONT></P>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2><B>"Standart" Etkileşim Metodları :</B> IVR platformlarındaki en son nesil uygulamalar, "standart" olarak yaygın kabul görmüş olan uygulamalar arası iletişim protokollerini kullanmaktadır. Windows ortamında kullanılan DDE bağlantısı bu tip bir protokoldür. Örneğin, bir IVR uygulaması aynı PC ya da network üzerinde bir yerde calışmakta olan DDE uyumlu EXCEL vs gibi bir başka programa bir DDE istemi gönderir ve cevabını tekrar DDE vasıtasıyla alabilir.</FONT></P>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2><B>Direkt Veritabanı Erişimi:</B> Bu tip IVR sistemlerinde, erişilmek istenen bilgiler yaygın olarak kabul görmüş bir veritabanı ortamında (örneğin xbase) tutulmakta ise program tarafından direkt olarak erişililebilinir. Basit IVR sistemlerinde kullanılabilecek en rahat metoddur. Ancak, her host ortam standart olarak kabul görmüş veritabanı kullanmamaktadır. İkinci sakıncası ise IVR programının sesli yanıt işlemlerinin yanısıra veritabanı yapısını kendi icinde tekrar kurması ve yoğun şekilde veritabanı işlemi yapması gerekmektedir. Örneğin, bir muhasebe programına bağlantı yapılacaksa ve eğer bir hesap ekstresi cıkartılması gerekiyorsa, muhasebe programının zaten yapmakta olduğu işlemin aynısını bir de IVR programının icinde yapmak gerekecek ve haliyle bu iki farklı şekilde üretilmiş bilginin birbirine denk olduğunu da kontrol ve ispatlamak icap edecektir.</FONT></P>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2><B>Varolan Uygulamaların İcine IVR Özelliği Eklemek:</B> Bu alanda denenmiş olan metodların en eskisi ve aynı zamanda en zorudur. Yıllar boyunca geliştirilmiş ve ceşitli evrimler gecirerek şu andaki haline ulaşmış olan programların tekrar icine girerek, aynı anda birden fazla telefon hattına hizmet verecek bir değişiklik yapmak programı yeni baştan yazmaktan daha zor ve risklidir. Herkesin mutabık olduğu konulardan bir tanesi, bu gibi yaklaşımlarda, eklenen her özellik icin programın başka bir yerinde asgari bir adet yeni hata oluşmaktadır.</FONT></P>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2><B>Host Erişim Modülü Yazılması:</B> Host ortamdaki verilere erişimi sağlamak icin, host ortamdaki uygulama programını geliştirmiş olan yazılımcılara, IVR programının icinden cağrılacak ve cağrıldığında istenen verilere erişerek ilgili cevabı IVR programına geri döndürecek bir arabirim programı da yazdırılabilir. Ancak, bu tür arabirim cözümleri cok sağlam, uzun vadeli ve kalıcı cözümler olarak görülmemektedir. </FONT></P>
<P><FONT face=Tahoma color=#000080 size=2><STRONG>IVR'ın Maliyeti nedir ?</STRONG></FONT></P>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>IVR sistemleri sözkonusu olduğunda sadece IVR programının satın alma maliyetini değil, aynı zamanda, host ortamda yapılması gerekli program değişikliklerinin maliyeti, bakım ve yönetim maliyetleri gibi ilk planda görünmeyen maliyetleri de gözönüne almak gereklidir. </FONT></P>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000080 size=2><B>Nasıl bir IVR Sistemi secmeli ?</B></FONT></P>
<P align=justify><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Bir IVR sistemi kurmak icin secim yaparken aşağıdaki hususlar objektif olarak gözönünde bulundurulmalıdır: </FONT></P>
<UL>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Sistem, sizin şu anda kullandığınız IT sistemine uygun mu? </FONT>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Sistem, satıcının dışında başka biri tarafından kurulabilir mi ve idame ettirilebilir mi? </FONT>
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Başka bir deyişle sistemi aldıktan sonra satıcıya ne kadar muhtac olacaksınız.</FONT> 
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Sistem ihtiyaclara göre genişletilebilir ve ilerideki muhtemel değişikliklere adapte edilebilir mi?</FONT> 
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Montaj ve teknik destek sağlam mı?</FONT> 
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Satıcı firmanın benzer başka projeleri ve referansları var mı?</FONT> 
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Sistem, Türkiye piyasasında ceşitli satıcılardan rahatlıkla tedarik edilebilen endüstri standardı donanımlar mı kullanıyor, yoksa en ufak bir parca icin dahi satıcı firmaya mı muhtac kalınıyor?</FONT> 
<LI><FONT face=Tahoma color=#000000 size=2>Sistemin fiyat/performans oranı tatminkar mıdır?</FONT> </LI></UL>
<P>IVR Hakkında daha fazla ve bilgiyi <A href="http://www.aknettelecom.com" target=_blank>http://www.aknettelecom.com</A>&nbsp;isimli siteden bulabilirsiniz.</P></TD>]]></description>

      <pubDate>2008-03-13 08:27:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=35</link>
    </item>
	    <item>
      <title>Google Adwords ve Adsense Aldatmacası</title>
      <description><![CDATA[<P><STRONG>Bu Amerikalılar</STRONG> gercekten cok akıllı.<BR>Basitce anlatalım, <STRONG>Google Adwords</STRONG> ve Adsense isimli iki web servisimiz var. Servise üye oluyorsunuz, biryandan sitenizin arama sonuclarında vermiş olduğunun kelime değerine göre reklamları <STRONG>Google</STRONG>'un sağ kısmında beliriyor. Eğer ziyaretci buna tıklarsa sitenize yönleniyor. Tıklama başına cok kücük ücretler ödüyorsunuz. </P>
<P>&nbsp;Buraya kadar olan kısmı <STRONG>Adwords uygulaması.</STRONG></P>
<P><IMG height=239 alt="Google Adwords ve Adsense nedir, ne değildir?" src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/adwords.gif" width=421><BR><BR><STRONG>Eğer bir siteniz varsa</STRONG> ve bu tıklamalardan sizde para kazanmak istiyorsanız, Adwords'e reklam verenlerin site tanıtımlarını kendi sitenizde göstermek icin GoogleAdsense i kullanıyorsunuz. <BR><BR>Bu kez sizin sitenizden <STRONG>tıklayarak giden her kullanıcı</STRONG> icin reklam sahibi kişi size kücük bir bedel ödüyor.<BR><BR><STRONG>Sistem güzel gibi gözükse de</STRONG>, peki işe yarıyor mu ve ya daha da önemlisi ticari olarak kime daha cok katkı sağlıyor?<BR><BR><IMG height=86 alt="GoogleAdwords ve Adsense nedir ne değildir?" src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/googleadwords.jpg" width=450 border=1><BR><BR><STRONG>GoogleAdwords</STRONG>, kabul edilebilir bir uygulama olsa da, <STRONG>GoogleAdsense</STRONG>, yani kendi sitenizde bir başkasının reklamını göstermek pek akılcı bir fikir değil.<BR><BR>Örneğin, <STRONG>icerik sitenizde tatil bilgileri</STRONG> veriyorsunuz ve Google Adsense bölümünde rakip firmaların tatil reklamlarını kullanıcılarınıza gösteriyorsunuz. <BR>Uzun uzuna anlatmama gerek yok sanırım, tamamen başarısız bir uygulama ve sadece Google'a ticari başarı sağlıyor.<BR><BR><STRONG>Türkiye'de bircok sitede</STRONG> bu uygulamayı görüyorum ve kaldırmalarını öneriyorum. Tıklanan her bir reklam karşı alınan her sent aslında rakibinize karşı kaybettiğiniz bir kullanıcı olduğunu unutmayın.</P>
<P>Sevgilerle</P>]]></description>

      <pubDate>2008-03-03 08:24:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=34</link>
    </item>
	    <item>
      <title>Fenerbahçe Taraftarını Suiistimal ediyor!</title>
      <description><![CDATA[<P>Öncelikle koyu bir Fenerliyim.<BR>Bu yazıyı yazıyorum cünkü, aşkımı verdiğim takım böyle yapınca moralim bozuluyor.<BR><IMG height=227 alt="Fenerbahce taraftarını suistimal ediyor!" hspace=15 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/fb12.jpg" width=340 vspace=5 border=1><BR><STRONG>Gectiğimiz yıllarda ki DinamoKiev macını hatırlıyorum.</STRONG> <BR>O güne dek her macına gittiğim Fenerbahcem ilk defa o gün beni küstürmüştü. Biraz gec kalmıştım ve 5nci dakika da iceri girdiğimde 1-0 yenik durumdaydık. <BR><BR>Tüm takımın aklında <STRONG>şampiyonlar ligi değil UEFA kupası vardı</STRONG>. Ne de olsa daha kolay olacaktı. &nbsp;Zaten transferlerde daha yapılmamıştı. <BR>Nitekim Fener istediğini alamadı ve bile bile lades diyerek şampiyonlar ligine veda etti.<BR><BR>Daha sonra ne mi oldu AZ Alkmar 'a elma toplar gibi yapılan bicimsiz transferlerle cıkıldı, orada da devam edilemedi.<BR><BR><STRONG>Bugün ne değişti?</STRONG> Hic birşey. Şovu unuttuk, kurumsallık masalları aldı başını gitti. <BR>Devlet dairesine dönen bir Fenerbahce var artık.<BR><BR>Gelelim benim <STRONG>küskünlüğümün artık kızgınlığa dönüştüğü yere</STRONG>.<BR>Takımım övünüyor;<BR>En iyi stad bizde, en cok satış bizde, en iyi takım bizde diye. Avrupa standartlarıyla yarışıyoruz diyorlar.<BR>Hepsine peki. Doğrudur.<BR><BR>Tüm bunlarda en büyük katkı kimdedir?<BR><STRONG>Aziz Yıldırım'da</STRONG> mı yoksa büyük Fenerbahce taraftarında mı?<BR><BR><STRONG>Yıllardır, tam destek hep destek</STRONG> dediler, 32 puan gerideyken bile gidip faiş fiyatlarla formamızı aldık. Karşılıksız sevdik. Stadımıza gittik. Ne var ne yoksa bu gecim sıkıntısında takımımıza verdik.<BR><BR><STRONG>Gün bugündür</STRONG> ya uzatmayalım, özetle, dikkatinizi cekerim Türkiye'nin demiyorum, tüm dünyanın en pahalı stad bilet fiyatlarıyla maca gidiyoruz. Hem de kimle oynuyoruz, antreman sahası olmayan İstanbul Büyük Şehir Belediye Spor'la. <BR><BR><STRONG>Bilet Fiyatları Şöyleydi:<BR></STRONG><BR>Fenerium Üst: 60 YTL <BR>Fenerium Alt A-G: 100 YTL <BR>Fenerium Alt B-F: 150 YTL <BR>Fenerium Alt C-E: 175 YTL <BR>Fenerium Alt D: 225 YTL <BR><BR>Diğerleri zaten kombine.<BR><BR><STRONG>Stadta kac kişi vardı. 20bin.</STRONG> Yarı yarıya bile değil.<BR></P>
<P><STRONG>Nou Camp'ta yani Barcelona'nın bilet fiyatları</STRONG> ne peki birde ona bakalım?<BR><BR>Category1: 29 Euro yani 40YTL<BR>Category2: 49 Euro yani 80YTL<BR>Category3: 69 EURO yani 117YTL<BR>VIP GOLD: 117 EURO yani 250YTL<BR><BR>Kimi seyrediyoruz, <STRONG>Tiery Henry yedekte, Ronaldinho, Eto, Puol, Messi vs. vs.<BR></STRONG><IMG height=229 alt="Nou Camp ve Saracoglu arasında ki farklar nelerdir?" hspace=50 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/henry_ronaldihnho.gif" width=300 vspace=5 border=1><BR><BR>Tamam bu <STRONG>fiyatlar belki yüksek</STRONG>, rekabet icin taraftar olarak ödememiz gerekiyor. Bunda bir intiraz etmiyorum. Zaten 3-5 yıldır tek bir sözünü etmeden ve hatta televizyonlarda onca konuda hic adı bile anılmadan ödüyoruz. Kimse itiraz etmiyor.<BR><BR><STRONG>Ama lakin; kurumsallaşacağız</STRONG> diye de bir takım taraftarının beklentilerini karşılayamazsanız, geriye gidiş istemsiz başlar. <BR><BR><STRONG>Taraftar kendini benim gibi aldatılmış hissetmeye başladı.<BR></STRONG>Veriyoruz, veriyoruz. Ama kurumsallık diye tutturmuş bir yönetim. O kadar ki artık neredeyse devlet dairesine dönmüş. Bas bas herkes bağırdı transfer diye. Cebinde parası olmayanlar transfer yapıyor bizim takım yani onca ekonomik gücüyle övünen takım da ses yok.<BR><IMG height=300 alt="Ronaldo Fenerbahce'de! ne zaman peki?" hspace=50 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/ronaldoo.jpg" width=300 vspace=5 border=0><BR>Günlerce <STRONG>fenerbahce.org'a</STRONG> baktım. Hergün onlarca yalanlama haberi vardı. O kadar oldum ki, artık yalanlama şekline göre belki bu olabilir herladelere geldim. <BR>Sözün özeti, ilk mac geldi cattı. Beklenen transferler yok. Kurumsallık mükemmel ama taraftarın hisleri göz göre göre suistimal edildi.<BR><BR><STRONG>Şu saatten sonra gelecek isimler</STRONG> ne olursa olsun, bu yanlışı yapan Fenerbahce yönetimi taraftarının gönlünü kırmıştır.<BR>Dinamo Kiev ve AZ Alkmaar macı serüvenlerinde yapılan hatanın aynısı yine yapılmıştır.<BR><BR><STRONG>Günlerdir, Ronaldo deniyor</STRONG>, Alves deniyor. Özellikle Ronaldo,&nbsp; ne olacağını bilmiyoruz. Adam dün cıktı 2 tane daha gol attı. Fiyatına fiyat kattı. Kurumsallığın da suyunu cıkaran Fenerbahce yönetimi inşaAllah mutludur şimdi. <BR><BR><STRONG>Kendilerine gelmezlerse</STRONG>, futbolun sadece kurumsallık, ciddiyet olmadığını şov yönü olduğunu hatırlayabilirlerse ve Fenerbahce'nin varolduğu 100yıl icerisinde encok bu yönünün sivrildiğini hatırlayabilirlerse iyi olur cünkü, büyük Fenerbahce taraftarı bunu beklemektedir.<BR><BR><STRONG>Suistimal edilmenin en büyük cevabını</STRONG>, yine fener taraftarına yakışan şekilde kendi stadında 35bin kişi gelmeyerek vermiştir.<BR><BR>Karşılıksız sevgi ile sevdiğimiz Fenerbahce'nin, gectiğimiz yıl Gürcan Bilgic'in de söylediği gibi <STRONG>MÜŞTERİSİ</STRONG> değil, taraftarı olmak istiyoruz.</P>
<P><IMG height=301 alt="Şampiyon Fenerbahce" hspace=5 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/samiyonfener.jpg" width=450 border=1><BR><BR>İlgililere duyrulur.<BR><BR>Sevgiler.</P>]]></description>

      <pubDate>2008-01-14 08:51:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=33</link>
    </item>
	    <item>
      <title>Alın daktilonuzu verin klavyemizi</title>
      <description><![CDATA[<P>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Önce şöyle başlar bu tip yazılar; <BR>"10-20-30 yıllık deneyimli gazeteciyim." Sonra ardı ardına bombaları patlatırlar. <BR><STRONG>Ne de olsa</STRONG> artık olmuşlardır. Ham değillerdir. <BR>Yeryüzünde ve hatta galakside ki herşey hakkında bilgileri vardır. Yorumları halkı besler ve eğitir. Girdikleri ortamlarda kendilerini gizli kahraman zannederler ve istemeden de olsa biraz üzülürler.<BR><BR><STRONG>Ama gün</STRONG> gectikce kendilerinde değişen zamanın gerisinde hissediklerinde caresiz yöntemlere başvururlar.<BR>Baktıklarında yapabilecekleri en iyi şeyin, bilmedikleri konuların hemen en kötü yanını ele alıp, birnevi misyon edinip halkı uyaracaklardır.<BR><IMG height=292 alt="Alın daktilonuzu verin klavyemizi. İnternet cahilleri, facebook" hspace=10 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/franklin-2.jpg" width=368 vspace=5 border=0><BR><STRONG>Nasıl olsa</STRONG> halk dediğin paranoya ile paradoks arasında sıkışıp kalır ve sana inanır. Sende eskiden olduğu gibi hep gündemde olursun, hep elit olursun.<BR>Seckin insanlarımıza bayılıyorum. O yüzden bu kadar ilerideyiz, herşeyimiz mükemmel.<BR><BR>Cahiller topluluğu bu kişilerin edindiği asıl misyonun dışında "<STRONG>Reklamın İyisi Kötüsü Olmaz</STRONG>" yaklaşımı da ne yazık ki işliyor.<BR>Örneğin, gündeme mi gelmek istiyorsunuz; hemen eksisozluk.com 'a verin veriştirin. <BR>Oraya reklam verip para harcamanıza da gerek yok. Nasıl olsa sitenin yazarları size yeterince link vereceklerdir.<BR><BR><STRONG>Bu yazıyı yazma sebebim</STRONG>, yine uzman bilirkişilerimizden, HABER7 yazarı Osman Özsoy.<BR>Akşam yazarı Ali Saydam'ın Facebook kullanıcılarına e-şerefsiz yakıştırmasından sonra heralde bu mecranın güzel prim yaptığı anlaşıldı. <BR>Değerleri yazarlarımız bu konuyu iyiden iyiye ele almaya başladılar.<BR><BR>Osman Özsoy'un Facebook icin yazdığı yazı başlığı şöyle:<BR><STRONG>"Facebook Başınıza Nasıl Bela Olur"<BR></STRONG>(Bkz.<A href="http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=140274" target=_blank>http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=140274</A>)<BR>-<EM>Benim blogum cok hit almadığı icin link veriyorum.</EM><BR><BR>Özetle, <STRONG>Facebook mu? SexBook mu</STRONG> diye soruyor deneyimli gazeticimiz. Efendim o kadar abuklaşıyor ki yazısı bir ara evli kadın kullanıcıların kızlık soyadlarını hangi amacla kullandığını falan anlatıyor. Midem bulandı. Gurup seks partilerinden bahsediyor. Sizin icin girdik inceledik diyor. Nereye girmişse artık?<BR><STRONG>Cahillikte bir yere kadar!<BR>Seviyesizliği alemi var mı?</STRONG></P>
<P>Terbiyeden yoksun bu yazının sahibine aynen iade edilesi yazısının devamında, heralde yazar bakmış ki yeterince paranoyaya dozu eksik, tutmuş birde CIA' in bilgileri aldığını, keklik gibi tüm kullanıcıların teslim olduğunu falan anlatmış.<BR><BR>Neymiş efendim, <STRONG>Facebook'a üye olunca</STRONG> tüm bilgilerimiz CIA 'in eline geciyormuş. <BR>Eee- Sonra? ne oluyor yani? <BR>Birde onu izah eden cıksa bu bilgilerimiz Amerika'nın elinde paranoyasını milletce aşacağız.<BR><BR>Internet Omurgasının nasıl işlediğinden bi haber güzide yazarımız, Facebook'a üye olmadan da tüm bilgilerin zaten istenirse kolayca elde edileceğini anlatmak lazım.<BR><BR>Benim ismim soyadım, kaşım gözüm, resmim Amerika'nın elinde olsa ne olur? Yakışıklı Türklerin kataloğunu mu oluşturuyorlar acaba? <BR>Birde cahilce sonunda konuyu milleyetci cümleyle tamamlıyor. Gözlerimizden yaşlar gelerek alkışlayacağız diye düşünüyor olmalı. <BR><STRONG>Komik!</STRONG><BR><BR>Yani yazıda okuyorum okuyorum mantıklı biryerini bulayım diyorum zorlaya zorlaya ancak hani bilgilerin marketing amaclı kullanabileceği ile ilgili bir bölüm bulup cekebiliyorum. O da tek cümle.<BR><BR><IMG height=400 alt="İnternet Cahilleri sizi. Verin klavyemizi geri!" hspace=5 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/keyboard-12.jpg" width=400 vspace=5 border=1><BR><BR><STRONG>Özetle:</STRONG><BR>Bilişim dediğiniz, iki sayfa gezmeyle olmuyor.&nbsp; Damdan düşer gibi başımıza birde duayen kesilmeyin. <BR><STRONG><BR>Alın daktilonuzu verin klavyemizi.&nbsp; Cahil insanlar sizi!</STRONG></P>]]></description>

      <pubDate>2007-12-28 07:32:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=32</link>
    </item>
	    <item>
      <title>Semantizm ve Hepsiburada.com</title>
      <description><![CDATA[<P>Ülkenin en büyük alışveriş sitesi Hepsiburada.com'un bugün bana göndermiş olduğu mail üzerine bu yazıyı yazmak istedim.<BR><BR>Efendim, hepsiburada.com bana özel bir mail göndermiş.<BR>Benim satın alabileceğimi düşündüğü ürünleri yazıp, indirim de ekleyerek iletmişler.<BR>Buraya kadar herşey iyi de, gönderdikleri ürünlere bir bakmak gerekir. Hangi mantıkla bu ürünler gelmiş onu hep beraber inceleyelim.<BR><BR><IMG height=378 alt="Hepsiburada.com ve Semantizm amazon.com" src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/hburada.jpg" width=420 border=0></P>
<P><BR>Evet gönderilen ürünlerin indirimlerinden değil de kendilerinden biraz bahsedelim.<BR><BR><STRONG>Ürün Önerileri</STRONG>, yani benim diğer kullanıcılara göre satın alabileceğimi düşündükleri ürünler.<BR><BR><STRONG>Neymiş onlar,</STRONG><BR>Yoga (neyse bu bende bilmiyorum.)<BR>SPA (bunu da bilmiyorum)<BR>Masaj (enterasan bir ücleme oluyor gibi geliyor.)<BR>Harry Potter ve Ölüm Yadigarları (Şimdi cizgimizden biraz uzaklaştık)<BR>Türk müsün Canım (Evet ??&nbsp; şaka bir yana kitap heralde)<BR><BR>Evet bir bakıyorum da <STRONG>Leman karakteri bezgin bekir'e</STRONG> gidecek mail bana gelmiş heralde.<BR><BR><STRONG>Tamamen alakasız</STRONG> yanlış bir önerme olmuş. Bırakın satın almayı daha acıp bakmadım bile neymiş vs.<BR><BR>Getciğimiz yıl <STRONG>Doğan İnternet Yönetimiyle</STRONG> tüm e-ticaret firmaları icin bir danışmanlık konuşmam olmuştu hatırlıyorum. O günlerde kendilerine amazon.com 'un bana atmış olduğu bir maili örneklemiştim. Amazon.com bana hepsiburada.com gibi bir mail atmıştı ve o ürünü alma olasılığımı nasıl hesapladığını da izah eden bir mail göndermişti. <BR><BR>Ve <STRONG>gercekten</STRONG> de o ürünü satın almıştım. Sanırım bu yönde hepsiburada.com calışmalar yapıyor.<BR>Ama görünen o ki bazı uygulama hataları var.<BR>O toplantımızda gurup sinerjisinden de bahsetmiştim. <BR><BR>Yani <STRONG>hemalhemsat.com</STRONG> da ki acık arttırma ürünleri ve hepsiburada.com'un ortak calışabilmesi ve hatta emlak, oto sitelerinin de dahil olması gibi.O tarihte&nbsp;vizyon fikirlerimizin aynı yönde olduğunu söyleyebilirim. <BR>Zaten <STRONG>hepsiburada.com</STRONG> böyle bir uygulama başlatmış durumda.<BR><BR>Neyse konudan cok uzaklaşmadan, gelen mailin iceriği muhtemelen bir yazılım sayesinde otomatik olarak oluşturuluyor.<BR>Benim gezdiğim kategorilere, incelediğim ürünlere, verdiğim siparişlere göre bir yorum yaparak, tamam şimdi bu ürünleri de alabilir diyerek bir tahmin yönetiyor ve ürün isimlerini öneriyor.<BR><BR>Yukarıda da dediğim gibi benle hic alakası olmayan bu ürünlerin önerilmiş olması yazılımın yanlış calıştığının bir ispatıdır. <BR><STRONG>Revize </STRONG>edilmesinde fayda var.<BR><BR>Bu yazıyı zaten rastgele ürün öneriyorlarsa değil de gercekten beni tanımaya calışıyorlarmış düşüncesiyle yazıyorum. Cünkü ürünler gercekten benim hic ilgi alanıma girmiyor.<BR><BR>Ben genellikle elektronik ürünlerini incelerim. Belki bilişim kitaplarına biraz bakarım. <BR>Arabama yan ürünleri incelerim vs.<BR><BR>Daha önce de bu <STRONG>semantizm</STRONG> (anlamsal) web konusunda bircok makale yazmıştım. <BR>İşlemesi gereken mekanizma benim site tarafından nasıl tanınacağımdır. <BR><STRONG>Eğer site beni gercekten tanıyabilirse</STRONG> satın alabileceğim ürünleri önerebilir ve satış gercekleşebilir.<BR><BR><STRONG>Gezdiğim kategorilerin</STRONG>, incelediğim ürünlerin ve siparişlerimin her bir adımın farklı bir puanlama sistemi olmalı.<BR><BR>Ama bence <STRONG>eksik halka arama kelimelerim</STRONG>. <BR>Yani site icerisinde ne aradığımdır. Bu dördüncü halkayı da önerilen ürünlere kompoze edebilirlerse sonuca daha cok yaklaşabilirler.<BR>Örneğin ben genellikle, <STRONG>Alfta Romeo</STRONG> diye arama yapmışımdır mesela, yukarıda ki ürünlere bir bakın ne alakası var?<BR>Ya da <STRONG>C#</STRONG> diye arama yaptım yukarıyla yine bir alakası yok.<BR><BR>Oysa bu 4ncü arama halkası eşleştirilse, ben siteye girip oto yedek parcalarda Alfa Romeo diye aratmış olsam bile bana en alakasız bir başka kategoriden mesela hediyelik eşya reyonundan <STRONG>Alfa Romeo oyuncak model araba ürünü</STRONG> ya da kitap reyonundan Alfa Romeo Tarihi, <STRONG>İtalyan Arabaları</STRONG> vb. gibi daha mantıklı sonuclar döndürülebilir.<BR><BR><STRONG>Yine aynı mantıkla</STRONG> bilişim kitaplarını incelemiş olmam her bilişim kitabını alırım demek olmuyor. Bize bir anahtar lazım. O da 4ncü halka olan arama kelimeleri. Bana C# la ilgili her kitabı kolayca satabilirsiniz mesela. Cünkü ben bunu hepsiburada.com 'da daha önce aramıştım.<BR><BR><STRONG>Yapay Zeka</STRONG> demeyeceğim cünkü nerolojiye kadar uzayan bilim dalı artık, ama kücük caplı tezgahtar modeli bu tür uygulamalarında gün gectikce öğrenebilir ve gelişebilir bir yapısı olması lazım. <BR><STRONG>Geridönüşleri</STRONG> takip etmeli,&nbsp;iyi incelenmeli ve başarı oranları sürekli takip edilebilmeli. <BR>Bugün 4ncü halka arama kelimelerini örnekledim ama belki 10larca daha ayrıntı olabilir. <BR>O da meslek sırrımız olsun :) <BR><BR><STRONG>İpucumuz,</STRONG> sitede öksürsem bunu da kaydetmeniz lazım. Birşekilde beni tanıyabilmek icin kullanabilirsiniz. Satışlarınıza yansıtabilirsiniz.<BR><BR><STRONG>İstanbul Üniversitesi'nde</STRONG> verdiğim e-ticaret derslerinde öğrencilerime özellikle altını cizdiğim bir konu da <STRONG>e-ticaretin normal ticaretten ana farkı</STRONG> yüz yüze bir satışın olmadığıdır.<BR><BR>Satış aşamasında hem müşteri hem de firma iki karanlık noktadır. <BR>Birbirlerine kavuşmaları cok daha zordur.<BR>Firma mesela kendini mümkün olduğunca cok aracla tanıtarak, ofis resimlerini göstererek, fiziken varolduklarını da göz önüne sürerek kendi tarafını aydınlatabilirse ancak müşterinin kendisine gelmesini bekleyebilir.<BR><STRONG>Müşteri tarafının</STRONG> aydınlanabilmesi icinse firmanın müşterisini tanıyabilecek herşeyi denemesi şarttır. Ancak bu şekilde sağlıklı ve kalıcı ilişkiler kurulabilir. Tabi ki bunu yaparken de müşterisini sorgular gibi yapmamalı. Rahatsız etmemelidir.<BR><BR>Sevgiler.<BR></P>
<P>&nbsp;</P>]]></description>

      <pubDate>2007-12-25 07:26:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=31</link>
    </item>
	    <item>
      <title>Facebook Ticari Uygulamalar ve Markadaşlık</title>
      <description><![CDATA[<P>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bildiğiniz gibi tüm dünyada da olduğu gibi Facebook furyası hızla daha geniş kitlelere ulaşıyor.<BR><BR>Facebook'un tüm dünyada ki şuan online kullanıcı sayısı 59milyon kişi ve hergün 250bin yeni insan daha katılıyor.<BR><BR>Size bu yazımda biraz Facebook hakkında ceşitli sayılar vereceğim ve nasıl ticari uygulamalar geliştirilebileceği hakkında fikirlerimi ileteceğim.<BR><BR><IMG height=267 alt="Facebook yeni ticari tanıtım mecrası ve markadaşlık" hspace=5 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/fb.jpg" width=400 vspace=5 border=1><BR><BR><STRONG>Facebook</STRONG> yeni bir tür sosyalleşme aracı. Bu tanım biraz basit kalıyor ama uzun uzuna buradan anlatmam cok zor. İnsan hayatında bircok kez ceşitli bağlantılar kurarlar. <BR><BR><STRONG>Öncelikle aile bağları</STRONG> daha sonra okul serüveni, belki askerlik dönemi ve daha sonrasında iş hayatı.<BR><BR>Bu dönemlerde yüzlerce, binlerce insanla tanışırız. Büyük coğunu hayat icerisinde kaybederiz. İşte Facebook'un ana amacı bu kişilere tekrar ulaşabilmenizdir.<BR><BR><STRONG>İlkokul</STRONG> arkadaşınızla 30 yaşında tekrar karşılaşıyor olmanız ya da orta okuldayken beraber dersleri kırdığınız bir başka arkadaşınızla artık evlenmiş ve cocuk sahibi olduğunu öğrendiğinizde değişik bir kimyaya erişebiliyorsunuz.<BR><BR><STRONG>Facebook</STRONG>, Türk medyasında önceleri değişik bulundu ve biranda popüleritesi arttı fakat daha sonra cokbilir bazı kalemler korkarak cevrelerini de korkutma görevi üstlendiler.<BR><BR><STRONG>Facebook'a</STRONG> henüz üye olmamış bazı arkadaşlarım var. Kendilerine sorduğumda farkediyorum ki, Facebook'u kendine eş arayanların sitesi gibi zannediyorlar. Bunun böyle olmadığını girdiğinizde kolayca görebilirsiniz. Henüz üyeliğiniz yoksa hemen üye olun.<BR><BR>Şimdi asıl konumuza geri dönelim;<BR><STRONG><BR>Facebook</STRONG> icerisinde bağlantılar (network) edindiğinizde bir sanal yaşam formu tutuyorsunuz. Özlediğiniz arkadaşlarınıza sembolik gülücükler, sarılmalar gönderebiliyorsunuz.<BR>Hem arkadaşlarınızla aranızda daha güncel bir ilişki kurmuş oluyorsunuz hem de unutulmamış oluyorsunuz. <BR>Oldukca basite indirilmiş "kıyıda köşede dursun arkadaşım unutulmamalı"&nbsp; diyebileceğimiz uygulamalar sayesinde günlük bir gazete gibi facebook 'u hergün ziyaret edilen bir site haline getiriyor.</P>
<P><EM>Bu bilgiler Facebook'un kendisinden;<BR>(Bkz.<A href="http://www.facebook.com/press/info.php?statistics" target=_blank>http://www.facebook.com/press/info.php?statistics</A>)<BR></EM><BR><STRONG>Facebook'un</STRONG> tüm dünyada 59milyon kullanıcısı bulunuyor. Ve hergün yeni 250bin kişi katılıyor.<BR>Haftalık %12 büyüme hızına sahip.<BR><BR>Ortalama olarak kullanıcılar bir tv dizisi kadar süreyi hergün site icerisinde geciriyorlar. (<STRONG>30 dakika</STRONG>)<BR><BR>Facebook'un en büyük kullanıcı sayısına sahip ülkeleri,<BR>1. Amerika<BR>2.&nbsp;Kanada<BR>3. İngiltere<BR>4. Avusturya<BR><STRONG>4. Türkiye</STRONG><BR>5 &nbsp;İsvec<BR>6.Norve<BR>7.Güney Afrika<BR>8.Fransa<BR><BR><STRONG>Türkiye</STRONG> büyük büyüme gösterek Facebook'da aktif 1,5milyon kişiyle 4ncü sıraya gelmiş durumda ve hızla daha da genişlemektedir.<BR><BR><STRONG>Facebook </STRONG>sadece üyelerin işine yaramıyor tabi ki. Arkadaşlığın yanında firmalarında <STRONG>Markadaşlık</STRONG> stratejileri hızla gelişti.<BR>Özellikle Facebook'un gelişim imkanları sayesinde firmalar ceşitli uygulamalar yaparak sitenin bir parcası olabiliyorlar. Henüz ülkemizde cokca örneklerine rastlamasak da USA, İngiltere gibi ülkelerin firmalarının hemen hemen hepsinin birer uygulaması mevcut.<BR><BR><STRONG>TV dizilerine reklam</STRONG> veren bir kez gösterim icin milyarlarca ödeyebilen firmaların bu mecrayı farketmesi ülkemizde de uzun sürmeyecektir. Umarım kısa zamanda bu olur.<BR>Şuana kadar sadece arkadaş gurupları oluşturmakla yetinmiş görünüyorlar. Yani Bilfen Koleji Mezunları isimli bir gurup acıp icine arkadaşlarımı toplayabilirim ama Turkcell'de benim gibi yaparsa biraz ayıp olur diye düşünüyorum. <BR><BR><STRONG>Facebook'da Turkcell</STRONG> gibi firmaların da uygulaması olması lazım. İcinde ne olur bilemiyorum ama silsile mantığı ile hergün 1,5milyon enaz ingilizce bilen ve 18 yaşının üstünde ki kişilere daha makul ulaşabilecekleri başka bir yol olduğunu şuan düşünemiyorum.<BR><BR>Sadece <STRONG>Turkcell</STRONG> değil elbet bunu her firma icin söylüyorum. <BR>Facebook icerisinde uygulama geliştirme aracları mevcut.<BR>Gizlilik anlaşmaları gereği söyleyemeyeceğim iki firmaya bizler proje geliştirdik ve geliştirmeye de devam ediyoruz. Dönüşler konusunda kendileri de inanamıyorlar.<BR><BR>Eğer <STRONG>Markalaşma</STRONG> konusunda Facebook gibi bir proje düşüncesi olan yöneticiler varsa kendilerine öncelikle konusunda uzman danışmanlar edinsinler. <BR><BR>Teknik acıdan düne kadar .NET uzmanlığı ile ün yapıp bugün <STRONG>Facebook'da PHP implementasyon</STRONG> yapacağını iddia eden &nbsp;firmalardan uzak dursunlar. <BR><BR>Ayrıca Facebook icerisinde acıkca belirtilmiş uyarıları da en ince ayrıntısına kadar dikkate alsınlar. Klasik türkişi mantığından biraz uzak durmak gerekiyor.<BR>Nedense konu internet ve bir site projesi olunca pek ciddi bir yaklaşım olmuyor.<BR><BR>Örnek vermek gerekirse,<BR>Şuanda <STRONG>Finansbank'ın</STRONG> ana sitesinden duyurduğu bir ajansın yaptığı <STRONG>Sanal Portföy Yarışma</STRONG> uygulaması <STRONG>Facebook'da</STRONG> mevcut.<BR>Fakat sorun şurda ki, Finansbank bunu anasayfasından duyuruyor.<BR>(bkz. <A href="http://www.finansbank.com.tr/bizitaniyin/sanal_portfoy_yarismasi.jsp?ez_ref=SanalPortfoyYarismasi" target=_blank><EM>http://www.finansbank.com.tr/SanalPortfoyYarismasi</EM></A>)<BR><BR>Facebook'un uygulama kurallarına göre geliştirdiğiniz bir uygulamanın tanıtımını ve ya reklamını yapabilmeniz icin öncelikle Facebook ile irtibat kurmanız ve bunu belirtmeniz gerekir.<BR><BR>Ayrıca özellike Facebook' la da herhangi bir ortaklığınız olduğu havasını vermemelisiniz.<BR><BR>Yaparsanız hukuki bir yaptırımla karşı karşıya kalırsınız.<BR>Bu yaptırım, <STRONG>%10 'u milyar dolar</STRONG>la ifade edilen ticari bir siteyi karşınıza almış olursunuz demek oluyor.<BR><BR>(bkz.<EM><A href="http://developers.facebook.com/terms.php">http://developers.facebook.com/terms.php</A></EM>)<BR>"<BR>You can talk to the press and your users about your Facebook Platform application, so long as you do truthfully and without implying that your application is created or endorsed by Facebook (or otherwise embellishing your relationship with Facebook). However, you must get signoff from us before releasing any formal press releases. Check out the Facebook Platform Developer PR Policy for more info.<BR>"<BR>Eğer <STRONG>Finansbank</STRONG> bu izni almışsa da bunu belirtmesi gerekirdi.<BR>Belki kücük bir detay ama Facebook'da bunun gibi 100lerce daha madde bulunuyor. <BR>Özellikle uygulama geliştirmeyi düşünen firmalar bu maddeleri cok dikkatli incelemeliler.<BR><BR>Herşeye rağmen, <STRONG>Yeni Ticari Mecramız</STRONG> ve <STRONG>Markadaşlık</STRONG> aracımız Facebook'da Türk firmalarının uygulamalarını heyecanla takip ediyoruz.<BR><BR>Sevgiler</P>]]></description>

      <pubDate>2007-12-25 06:22:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=30</link>
    </item>
	    <item>
      <title>Türkiye'de TeknoPark Gerçeği</title>
      <description><![CDATA[<P>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;1991 yılında ODTÜ tarafından Türkiye'de ilk defa&nbsp;teknopark kuruldu.<BR>Belki de Google,IBM,Microsoft,Yahoo gibi devleri icerisinden filizlendiren Silikon Vadisi prototipi hedeflenmişti. Ama acaba buna ne kadar yaklaştık?<BR><BR>Yaşananlar "Burası Türkiye" dedirtecek cinsten. Ama bu yazımda sorunlardan cok cözümlere ve önemine dair bir anlatım bulacaksınız.<BR><BR>Bildiğiniz gibi Türkiye hemen hemen heralanda zor günlerden gecmekte ve gün gectikce de daha da geriye gider bir havası var.<BR><BR>Türkiye'de ki siyasi rejimler genellikle ne yazık ki bir rant serüvenine dönmüş durumda. Belki iyi niyetliler var ama genel bir plansızlık, dağınıklık, onları da silip yok ediyor.<BR><BR>Oturup bir düşünelim, bu ülkenin cıkışı gercekten nerede. Bunu ilkokul cocukları bile biliyor. <STRONG>EKONOMİ</STRONG>!<BR><BR>Peki iyi bir ekonominin dinamikleri nelerdir. Güclü 3-5 firma mı? Yoksa a'dan z'ye üreten bir toplum mu?<BR><BR>Dünya ekonomisine hakim bir kac ürünün dışında (şeker, un, buğday vb.) yeni bir trend var. Bu trend, ülkelerin ekonomisini, önemini, gücünü belirler durumda. BİLİŞİM.<BR><BR>Amerika'nın ürettiği şeker pancarı ihraacatı tüm dünyanın 1/4 'ünü kapsasa da istediğini almak icin despotca sömürge varsaydığı ülkelere şeker pancarı fırlatmıyor.<BR><BR>Bunun yerine uzaydan izliyor, U2 casus ucaklar gönderiyor, insansız savaş gemileri ve füzelerle diş gösteriyor. Ve hepsinin arkasında güclü bir teknoloji yatıyor.<BR><BR>Yeni ve yüksek teknolojiler üretiyor satıyor, kullandırıyor.<BR>13 uyduyla GPRS sistemini kuruyor, tüm dünyayı nokta olarak izleyebiliyor. Sonra diyebiliyor ki, ben LS1 kullanıyorum size ancak LS2 yi kiralarım ama LS2 tam nokta belirleyemez 100metre sapma olabilir. Yani bir terorist sızmada belirlediğiniz hedef 100metre solda ya da sağda olabilir. Artık şansınıza.<BR><BR>Peki diğer ülkeler ne yapıyor. Mesela Japonya. Yine bir teknoloji ürünü olan Atom Bombasıyla hayata ikinci kez başlayan Japonya.<BR>Dünyanın 2 numaralı en büyük teknoloji ülkesi. Hergün yeni bir japon icadı alet ekonomiye katılıyor.<BR><BR><STRONG>Şimdi buraya herkes iyi dikkat etmeli.</STRONG><BR>Almanya,İngiltere,İspanya ve daha bircok avrupa ülkesi deliler gibi bilişim acığından dert yanıyor. Enson Almanya resmi kanallardan 45bin kişilik bilişim acığı olduğunu duyurdu ve elde etmek icin birnevi davet niteliğinde yarışmalar düzenliyor.<BR><BR><STRONG>Türkiye'de bilişim yeri nedir?</STRONG><BR>İcerisinde bilim olduğu icin midir nedir bazı insanların alerjisi var anlayamıyoruz fakat bizde durum epey garip.<BR><BR>İngiltere'de sıradan bir webmaster'ın&nbsp;(HTML bilmesi yeterli)&nbsp;yıllık geliri 40.000 pound. Yani aylık yaklaşık 6-7 bin YTL.<BR>Daha ileri bir webmaster'ın yani dinamik veritabanı işlemi yapan bir personelin alması olası para yıllık 100.000pound. Aylık 15-20binYTL. İnanmadınız mı? Basit <A href="http://jobs.yahoo.com" target=_blank>Yahoo Jobs</A> 'a bir gözatın.<BR>Gelelim Türkiye'ye. Şuanda işsiz yazılımcı, grafiker, tekniker arkadaşlarım var.<BR>Şuanda asgari ücretle calışan webmaster tanıdığım var.<BR><BR>Tüm ülkede bir ekonomi sorunu olabilir. <BR>Tüm ülkede genel bir işsizlik sorunu olabilir. <BR>Bunların hepsine tamamım. <BR>Bu güzelim Türk basını tutup efendim şu site bilmem kac milyar dolara satıldı, işte amatör ruhun başarısı diye ballandırırken, niye hic yardımlardan, sponsorlardan, devlet desteğinden de bahsetmiyor.<BR><BR>Biz birşeyler yaparken sadece ismini yazıyoruz. İcini hep mi hep boş bırakıyoruz. Her işimiz böyle. Bu yözden bircok konuda başarılı olamıyoruz.<BR><BR>Gel bakalım bir yazılım şirketi ac. Müşterini bul. Hak ettiğin fiyatla işini yap. Vergini öde. Maaşını öde. Sigorta kesintilerini öde. ÖTV'ni öde. Hayatta kalabilirsen birde yaratıcı bir fikir ortaya koy milyar dolarlık proje üret. Herkes seni alkışlasın.<BR><BR>Siz hic duydunuz mu bugüne kadar tamamen yeni bir fikirle, bir internet proje başarısı. Hic duydunuz mu şu şirket sponsor oldu o da başardı gibi bir söz.<BR><BR>Olay cok trajikomik bir hal almış. Silikon vadilerimiz, teknoparklar da yer bulmak imkansız. Kimse takip ediyor mu orada neler oluyor. Türkiye'ye ne gibi bir katkısı var bu yerlerin.<BR>Efendim hemen itiraz edecekler cıkacaktır. Şunu yaptık bunu yaptık diye. Lafı-cimi yok. Herkes kendi kesesini dolduruyor.<BR><BR>Örnek mi alın size örnek;<BR>Biz ne yazık ki ne bir destek ne de bir teknoparkta yer bulabildik ama birkac yıl önce bir özel hastane otomasyonu işi aldık.<BR>Baktık ki, hastane sektöründe 3-5 firma almış tekeline, istediğini yaptırıyor. Fiyatlar 30.000$ dan başlayıp 500.000$ kadar gidiyor. Bitmedi dahası lisans başıda ayrıca ücret alıyorlar. Sözleşme bitince yazılım cöpe gidiyor. Böyle bir düzen kurulmuş.<BR><BR>Zekiyiz ya inceledik, Küba'da acık kaynak bir kod bulduk. Orada ki devlet demiş ki, ben cok zengin değilim. Ortak bir proje olsun herkes katılsın kendimiz icin geliştirelim bir otomasyon kullanalım. Para vermeyelim işin özü.<BR><BR>Bizde aldık bu yazılımı geliştirdik, Türkceleştirdik. Tam uyumlu hale getirdik. Hastaneye kaynak kodlarıyla beraber teslim ettik. Şimdi kendi iclerinde bir yazılımcıyla istedikleri değişiklikleri yaparak ekstra birşey ödemeden diledikleri gibi geliştiriyorlar.<BR><BR>Bircok kez devletin ceşitli kurumlarına başvurduk. Alın bunu tüm ülkedeki devlet hastanelerinde kullanın diye. Sağlık ocaklarında, polikiniklerinde, eczanelerinde. Para vermeyin. Dedim ya rant serüveni engel oldu. <BR><STRONG>Türkiye trilyonlarca lirayı verecek kadar zengin bir ülke nasıl olsa!</STRONG><BR><BR>Şimdi soruyorum, var mı böyle teknoparklarda devlete millete böyle bir katkısı olan proje. Para alınmadan, sadece destek alabilmek icin böyle bir katkı sağlayan firma. Sanmam ben duymadım.<BR>Her firma tutmuş, nasılsa burada vergi yok. ÖTV yok. güzel bir kılıf tutayım ben buradayım iş yapayım zengin olayım.<BR><BR>Ben dışarıda klasik bir bilişim firmasının sahibiyim. %18 vergi veriyorum. ÖTV ödüyorum. Kazandığım her 100.000YTL nin 30.000 ni brüt, 45.000YTL sigortalarla + gelirler beraber vergi.<BR><BR>Teknoparklarda sadece üretim aşamasında destek var ama eğer ürettiğiniz bir yazılım değilse örneğin bir ısıtıcıysa satışında yine vergi verirsiniz. Bu yüzden nedense tüm teknoparklar yazılım firmalarıyla dolu. Yazılımda üretimden sonra da satışta dahi vergi yok.<BR><BR>Kim nederse desin, teknoparklar, serbest bölgeler tamamen bir rant kapısı olmuş. Kapitalist sistemin bir parcası olmuşlar. Rant serüveni alabildiğince hızlı ilerliyor. <BR>Bircok işveren utanmadan hep yolunu buluyor hem de bilişim calışanına hakkını vermiyor. Asgari ücretle calıştırıyor. Yine herzaman ki gibi zengin olan bir kac kişi oluyor. Devlet mi? Hicbirşey kazanmıyor.<BR><BR>Cözüm:<BR><BR>1. Ülkede bilişim okumak isteyen herkişinin önünü sınavsız acın.<BR>2. Bilişim Eğitimi veren özel dershanelerin ücretlerini indirin.<BR>3. Kosgeb, Teknoparklar, Serbest Bölgeler 'e gercekci bir denetim getirin.<BR>4. Bilişim sektöründe vergi iyileştirmeleri yapın.<BR>5. Devlet projelerini ihale ile tek firmaya değil,&nbsp;<BR>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Üretimde konsensüs olan enaz 3 firmaya,<BR>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Acık kaynak kodu test edecek 1 teknik denetci firmaya,<BR>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tüm projenin maliyeti ve kalitesini denetleyecek&nbsp;<BR>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;1 firmaya&nbsp;verin.<BR>6.&nbsp;Firmaların bağımsız projelerde sponsorluk desteğine teşvikler verin.<BR>7. Bilişim Bakanlığı kurun.<BR>8. İnternet ticaretinde vergiyi kaldırın.<BR>9. ADSL'yi bedava yapın.<BR>10. PC alımı konusunda uluslararası anlaşmalarla lojistik masraflarını giderin, fiyatlar düşsün herkes kolayca pc alabilsin.<BR>11. Tüm okullara bilgisayar müfredatı koyulsun ve iceriği gercekci olsun.<BR>12. Tüm devlet kademelerinde kullanılmak üzere (hastane,belediye,mahkemeler vs.) acık kaynak kodlu ortak projeler başlatın.<BR>13. Dev firmaların butik parca yazılım işlerini ülkeye getirin. (bkz. Hindistan, 100milyar Dolar ihraacat. 0 maliyet)<BR>14. e-ihraacatı teşvik edin. Edemeyene cözüm firmalarıyla yol gösterin.<BR>15. Kademeli bilişim sektörünü tekrar ele alın. Üreticiler, denetciler vs.<BR>16. Üniversiteler ve öğrencileri icin özel ödev projeler geliştirin.<BR>17. Aselsan,Havelsan gibi yüksek değerde kritik strateji firmalarında bilişim öğrencilerine staj imkanı verin.<BR>18. İhale sistemini tekrar ele alın. Rantı durdurun.<BR>19. Teknoparklar yerine Japonya'da hızlandırıcı kentlerin modelini inceleyin ve ülkede uygulayın.<BR>20. Üreten ve iyi niyetlinin yanında olun.<BR><BR>İnanın bu maddelerden sadece birkacını yapabilsek ülkemiz dünyanın süper gücü olacaktır.<BR><BR>Bilişim yabana atılmaması gerekli bir dünya. <BR>5 şeritli otoban yaparsınız, 3ncü köprüyü yaparsınız ama unutmayın ki bunları ancak satın alırsınız. <BR>Hem üretimi arttırmış hem de istihdamı desteklemiş olursunuz.<BR>Eminim ki, Türkiye'de gencliğin %90 'ı bu sektörde calışmak icin can atacaktır.<BR><BR>Sevgilerle</P>]]></description>

      <pubDate>2007-12-16 04:43:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=28</link>
    </item>
	    <item>
      <title>CEREME: CRM ve Strateji Edinme Bölüm[4]</title>
      <description><![CDATA[<DIV>Soru şu; Müşterinizin istekleri nedir?</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Her müşteriniz aynı özelliklere sahip değillerdir. Öncelikle bunu cok iyi anlamak gerekir. Ama her müşterinizin ortak özellikleri de yok değildir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>O zaman yapmanız gereken, daha önceden edinmiş olduğunuz tüm pazarlama tekniklerini arşive göndermeniz ve yeni sistemi öğrenmek icin hevesli olmanızdır.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Hazır mısınız? O zaman CRM ve diğer pazarlama tekniklerine derin bir giriş yapalım.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Mevcut müşterilerinizi elde tutmak icin, düşük maliyetli şu on stratejiyi uygulayabilirsiniz.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>1) Her gün 30 dakikanızı, mevcut iki müşterinizle konuşarak gecirin. Ne istediklerini, neye ihtiyac duyduklarını ve neyi sevdiklerini/sevmediklerini sorun. Aklınıza yatan fikirleri yaşama gecirin.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>2) Şampiyon müşterilerinizi, yönetim kurulunuza katılmaya davet edin. Müşterileriniz, farklı görüşler sunacak ve onların yargılarına değer verdiğinizi anlayacaklardır.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>3) Müşterilerinizin firmanızda kazandığı başarılara ilişkin gazete/dergi haberlerini onlara postalayın. İnsanlar, başarıları hakkında bilgilendirilmekten hoşlanırlar. Klasik bir fotoğraf cercevesi, gönderinizi daha da anlamlı kılacaktır.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>4) Yeni bir ürünü/hizmeti halka sunmadan önce, denemesi icin müşterinizi cağırın. Müşterileriniz, halkın ne istediğini daha iyi bilirler. Bu, size enerji tasarrufu sağlar ve müşterinize yeni bir şeyi ilk kez onun denediği mesajını verir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>5) Bir pazarlama faaliyeti, calışma ya da özel etkinlik icin müşterilerinizle işbirliği yapın. Müşterilerinizle birlikte olmak icin ne kadar cok fırsat yakalarsanız, kişisel bazda o kadar cok yakınlaşırsınız.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>6) Her gün değer yaratın. Promosyon malzemeleri ve indirimler, müşterilerinizi elde tutmanın ve yeni müşteriler kazanmanın güzel bir yoludur. Ücretsiz otomobil yıkama, sac kesimi, yüz bakımı ya da hediye kuponu, her zaman hoşa gider. Müşterilerinize, yaratıcı ve yeni fikirlere acık olduğunuzu göstermek icin benzersiz bir şey sunun.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>7) Mükemmel müşteri hizmetiyle ünlü şirketlerin başarılarını inceleyin. Profesyonellerden ders alarak işinizi büyütüp geliştirebilirsiniz.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>8) Müşterilerinizle ortak bir noktada buluşun. Onlarla ortak paylaştığınız şeyleri bulun. Sizi hatırlayacak ve arkadaşları olarak göreceklerdir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>9) Rakibinizle zaman gecirin ve neler yaptıklarını öğrenin. Bu rekabetci dünyada, sürekli önde olmak zordur. Daha uygun fiyatlar ve daha iyi hizmet konusunda fikir edinebilmeniz icin, müşterilere yönelik bir öneri kutusu tasarlayın.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>10) Unutmayın! Hatalı bile olsalar müşterileriniz her zaman haklıdırlar. Olumlu olumsuz her tür eleştiri icin onlara teşekkür edin. Onları mutlu etmek icin elinizden geleni yapın.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV><I>Ref:</I><I> </I><I><A href="http://www.satissitesi.com/ss/index.php?oku=575&amp;bast=82">http://www.satissitesi.com/ss/index.php?oku=575&amp;bast=82</A></I></DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Pazarlama stratejiniz, pazar payının coğunluğunu elde etmeye odaklıysa, bu fikri bir an icin terk edip müşteri payını artırma stratejisini düşünmenizi öneririm.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Fark ne mi? Birinci strateji, pazarda mümkün olduğunca cok insana ulaşmak ve bu insanların tamamını müşteriye dönüştürmek icin cok fazla para harcar. İkinci strateji ise mevcut müşterileri sizin işinizle bağlantılı olarak daha fazla para harcamaya yönlendirmek icin cok az (hatta bazen sıfır) para harcar.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Şunu unutmayın: Yeni bir müşteri edinmek, mevcut bir müşteriyi elde tutmaktan ve müşteriye bir şeyi bir daha satmaktan 6-10 kat daha pahalıya mal olur. Başka bir deyişle, yeni bir müşteri edinmek size 100 dolara mal olurken, mevcut müşteriyi elde tutmak ve o müşteriye ikinci kez bir şey satmak 10 doların altında bir maliyet getirir. 1 doları tek defada ödeyen bir müşteri mi, yoksa şimdi 1 dolar, daha sonra bir başka 1 dolar ödeyen bir müşteri mi istersiniz?</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Gariptir; firmaların yeni müşteriler edinmek icin harcadıkları onca paraya rağmen, bu müşterilerin coğu, ilgili firmayla yeniden iş yapmaya yanaşmamaktadır. Aslında, kaybedilen müşterilerin % 68&#8217;i, başka bir yerde alışveriş yaptıklarını; cünkü önceki firmada kimsenin kendileriyle ilgilenmediğini söylemektedir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Bu nasıl olabilir? Acıklaması kolay. Bütünüyle pazar payı elde etmeye odaklanma durumunda, başka bir deyişle yeni müşteriler kazanmaya odaklandığınızda, mevcut müşterileri elde tutmaya yönelik cok az özen gösterilir ya da hic gösterilmez.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Kısacası, secim sizindir. İster pazarlama bütcenizi yeni müşteriler kazanmak icin harcayın; isterseniz pazarlama bütcenizi ikiye bölüp yeni müşteriler kazanmaya olduğu kadar mevcut müşterileri de elde tutmaya odaklanın. Daha fazla müşteri payı (ve daha az pazarlama maliyeti) istiyorsanız, yalnızca tek bir doğru secim vardır.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Aşağıda, mevcut müşterilerinizi elde tutmanıza ve size daha cok para kazandırmalarını sağlamanıza yardımcı olacak üc fikir sunuyoruz:</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>1. Müşterilerinizi araştırın. Onlara, hizmet biciminizi iyileştirmek icin yapabileceğiniz herhangi bir şey olup olmadığını sorun. Halihazırda sizin sunamadığınız, ama onların ihtiyacı olan bir şey olup olmadığını öğrenin. Eksikleri tamamlayın ve müşterilerinizi bunu satın almak üzere geri cağırmayı unutmayın.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>2. İlk 100 müşterinize birer teşekkür notu gönderin ve yalnızca onlara özel bir teklifte bulunun. İnsanlar, her zaman kendilerini özel hissetmekten ve herkesin sahip olamayacağı bir şeye sahip olabileceklerini bilmekten hoşlanırlar.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<P>3. Her fırsatta daha pahalı ve kapsamlı ürün ve hizmet satışı yapmaya calışın. Telefonda, mağazada ve e-postayla. Müşterilerinize daha cok para harcamalarını önermekten cekinmeyin. Ürün ya da hizmetiniz onların ihtiyac duyduğu bir şeyse, satın almaktan mutluluk duyacak ve onlara bu ürünü/hizmeti önermenize memnun olacaklardır.</P>]]></description>

      <pubDate>2007-12-16 01:05:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=27</link>
    </item>
	    <item>
      <title>CEREME: CRM'in Gerçekçi Başarısı Bölüm[3]</title>
      <description><![CDATA[<DIV><B><I>&#8220; Projeler gelip gecicidir, kalıcı olan müşterilerinizdir. &#8221;</I></B></DIV>
<DIV><B><I></I></B>&nbsp;</DIV>
<DIV>Müşteriniz cok büyük ya da kücük olsa da beklentileri ve talepleri her gecen gün farklılaşır. </DIV>
<DIV>Müşterilerinize üretmiş olduğunuz cözümleri ve ilerleyişteki <IMG height=150 alt="CRM'de başarının ölceklendirilmesi" hspace=5 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/Success_small.jpg" width=200 align=right vspace=5 border=1>hikayeyi notlar halinde veri madeninde saklayabilmişseniz, ileride ki tüm yeni projelerinizde rakipleriniz karanlıkta ilerlemeye calışırken unutmayın, siz aydınlık bir yolda ilerliyor olacaksınız.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV><STRONG>CRM ve SONUCLARI</STRONG></DIV>
<P>Müşteri bağlılığın artması &nbsp;&nbsp;&nbsp; %42<BR>Yeni müşterilere erişme&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; %21<BR>Karlı müşterilerin artması&nbsp; &nbsp;&nbsp; %18<BR>Maliyetlerin düşürülmesi&nbsp;&nbsp;&nbsp; %09<BR>Diğer&nbsp;&nbsp; %10<BR><BR>Yukarıda görmüş olduğunuz değerler IDC Inc. Analys Center isimli uluslar arası CRM sonucları değerlendirme merkezinin verileridir.</P>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Kendilerine üye binlerce firma ve CRM üzerinde yaptıkları sonuclardan elde edilmiş bu veriler size CRM kullanımı hakkında eminim ki bir fikir verecektir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Müşteri bağımlılığının artması en büyük payı alsa da CRM &#8216;in tek başına bir konusu değildir. Ve şiddetle ülkemizde cokca benimsenmiş bu yanlış anlaşılmadan da uzak durmak gerekir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Bircok büyük firmada dahi müşteri bağlılığının arttırılması yeterli görünmekte ve diğer sonuclarında ilk hedefin bir yan etkisi olduğu düşünülmektedir.</DIV>
<DIV>Oysa mevcut müşterilerinizin bağlılığını artması icin kullanacağınız metotlar ile yeni müşterilere ulaşmak icin kullanacağınız yöntemler tamamen farklı olacaktır.</DIV>
<DIV>Burada anlaşılması gereken, CRM&#8217;in alabildiğince geniş bir kavram olduğudur.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Diyelim ki CRM &#8216;in ceşitli evreleri var.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Adım1 Müşterileri</DIV>
<DIV>Henüz müşteriniz değil ama üzerinde araştırma yaptığınız hedef kitleniz.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Adım2 Müşterileri</DIV>
<DIV>İşbirliği icinde olduğunuz ve süreklilik arz etmesini istediğiniz müşterileriniz.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Adım3 Müşterileri</DIV>
<DIV>Kurumsal olarak karlılık derecesi yüksek, prestij acısından verimli müşterileriniz.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Adım4 Müşterileri</DIV>
<DIV>Kar-Zarar ilişkisinde sorunlu olarak gördüğünüz ve bir türlü verim elde edemediğiniz müşterileriniz.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Adım5 Calışanlarınız</DIV>
<DIV>Tüm adımlardaki müşterilerinize hizmet veren, firmanızın kurumsal kimliğini temsil eden ic müşterileriniz.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Şimdi sizlerde kolayca görebiliyorsunuz ki, her adımın müşteri tipi ve uygulaması farklıdır. Ama hepsinin ortak noktaları vardır.</DIV>
<DIV>İyi planlanmış bir CRM ile tüm adımlardaki müşterilerinize gerektiği gibi hizmet sunabilirsiniz.</DIV>
<DIV>Adımların isimleri ya da numaraları önemli değildir. Firmanızın ihtiyaclarına göre ceşitli gruplamalar veya tanımlamalar yapabilirsiniz. </DIV>
<DIV>Önemli olan CRM&#8217;i büyük bir ülke gibi düşünürken, müşteri metodolojilerinizde tiplemeleri de o büyük ülkenin şehirleri gibi düşünmeniz gerektiğidir.</DIV>
<DIV>Her müşteri tipinin kendine has metodolojisi olmalıdır.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Başarılı bir planlama ve ısrarcı tutumunuzla firmanızda uygulayacağınız bu yöntem sayesinde aşağıdaki rakamları elde etmeniz cok doğal bir etki olacaktır.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Müşteri bağlılığın artması &nbsp;&nbsp;&nbsp; %42</DIV>
<DIV>Yeni müşterilere erişme&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; %21</DIV>
<DIV>Karlı müşterilerin artması&nbsp; &nbsp;&nbsp; %18</DIV>
<DIV>Maliyetlerin düşürülmesi&nbsp;&nbsp;&nbsp; %09</DIV>
<DIV>Diğer&nbsp;&nbsp; %10</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV><STRONG>İNSAN, PROSES(İŞ SÜRECLERİ), TEKNOLOJİ</STRONG></DIV>
<P>&#8220;Through 2005, more than 70 percent of failed CRM initiatives will be caused by people, processes and politics, rather than poor implementation of the relevant technology (0.008 probability). <BR>Source 2002 Gartner, Inc&#8221;</P>
<DIV>Yukarıda görmüş olduğunuz alıntı CRM &#8216;in öncülerinden Gartner firmasının stratejiyi vurgulayan, 2005 yılı boyunca CRM calışmalarının %75&#8217;nin sadece insan, iş sürecleri ve politikalar yüzünden başarısız olduğu vurgulanırken, kötü tasarlanmış verimsiz teknolojinin ise sebep verdiği zararın en fazla 0.008 olduğu söylenmektedir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Sistem her ne kadar kötü ya da mükemmel tasarlanmış olsa da en önemli faktör insandır.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Pi sayısını gibi calışanlarınız ve müşterileriniz işlemlerinizde sonucu doğrudan etkileyen gercek carpan değerlerdir.</DIV>
<DIV>Eğer calışanlarınız CRM&#8217;i benimsemiyor ve amacını anlayamıyorlarsa başarıya ulaşmanız imkansızdır.</DIV>
<DIV>Eğer müşterileriniz CRM&#8217; iniz icin gerekli verilerde tutarsızlık icerisindeyse ve siz bunu fark edemiyorsanız sürekli bir risk icerisindesinizdir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Genelde yapılan hata stratejilerin atlanıp yalnız insan, proses ve daha cok teknoloji bileşenlerinin üzerinde durulmasıdır. Günümüzde her işte insan, proses ve teknoloji var. Fakat her bu üclü ile karşılaştığımızda CRM diyemiyoruz.</DIV>
<P><STRONG>GELENEKSEL PAZARLAMA İLE YOL AYRIMI<BR></STRONG><BR>Günümüzde halen bircok firma müşteri ilişkileri yönetimi(CRM) ile geleneksel pazarlama yöntemlerini ayırmakta zorluk cekmektedir.</P>
<DIV>Örnek vermek gerekirse, arada ki bu farkı görmekte zorluk ceken yöneticiler,calışanlar icin şunu anlatabilirim.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Bir ürün satacaksınız. İki departman kuruyorsunuz. Birincisinin başına bir yönetici koydunuz. Satış ve saha ekibi kurdunuz. Bu ekip muhtemelen tek ürüne odaklanıp daha cok müşteri bulmaya calışacaktır.</DIV>
<DIV>İkinci departmanınız ise kapıdan kapıya satış ekibidir. Bu ekip bir süre sonra müşterilerine daha cok ceşit ürün bulmaya calışacakladır.</DIV>
<DIV>80lerin kapıdan kapıya satış rakamları bugün en büyük firmalar icin bile şuanda hayal. Artık güc tüketicinin elinde. Ne alacaksa önünde onlarca secenek var. Birisini sececektir. Sizi secebilmesi icin ne gibi artılarınız var bir düşünün. </DIV>
<DIV>Eğer standardın dışında bir artınız yoksa, biyonik insanlar ya da hem yemek pişiren hem de camaşır yıkayabilen ürünleriniz yoksa müşterinizin sizi tanıması ve secmesi cok zor. </DIV>
<DIV>Ama bir yöntem var. Müşteriniz sizi tanımıyorsa siz müşterinizi tanıyın. İşte tam bu noktada geleneksel pazarlamaya elveda denmelidir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Değişimi tam olarak kavrayabilmek icin geleneksel pazarlamanın kurallarını aydınlatan Prof Kotler'in "Principles of Marketing" kitabı ile bu işe adım atmış olan okurlara yine Prof Kotler'in &nbsp;"Marketing Moves" isimli son kitabını okumalarını öneririm.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Sizlerin de kolayca görebileceği gibi artan rekabet, ÖTV, maaşlar vs. derken firmalar her gecen gün bilimsel metotlara cok daha sarılır oldular.</DIV>
<DIV>Bu rekabette firmanıza aynı bilimsel yöntemleri kullanmazsanız cok geride kalırsınız ve kısa&nbsp; zamanda firmanızı kapatmak zorunda kalabilirsiniz.</DIV>]]></description>

      <pubDate>2007-12-16 01:01:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=26</link>
    </item>
	    <item>
      <title>CEREME: Veri Madenciliği Bölüm[2]</title>
      <description><![CDATA[<DIV>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Müşterilerinizi (hedeflerinizi) neden cok daha iyi tanımanız gerektiğine bir önceki bölümde deyinmiştik. Şimdi tanımanız icin gerekli bilgiye nasıl ulaşabileceğiniz hakkında örneklerle bakacağız.</DIV>
<DIV>Örneklerle diyorum cünkü her sektörde her müşteri portföyünde sistemler değişiklikler gösterebilir. Burada sizin temelde konuyu tam olarak anlamanız ve kendinize göre bir sistem oluşturup sonucları incelemeniz gerekiyor.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>&#8220;Veri Madenciliği&#8221; Cok süslü bu tanım aslında Türkcemizin sayesinde kendini oldukca iyi anlatmaktadır. </DIV>
<DIV>Genelde en derinde bulunan ve saf taşlar en değerli olanlardır. Bulmak icinse sistematik ilerleyen, ipuclarını takip eden uzman madenci ekibine ihtiyac duyulmaktadır.</DIV>
<DIV>Taşların değeri, eşsiz olmaları ile ilişkilidir. </DIV>
<DIV>Veri madenciliği de benzer şekilde müşterilerinizin eşsiz özelliklerini bulmanız icin geliştirilmiş bir yöntem, ipucu bulma tekniğidir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>İlk örneğimiz, ismini şimdi vermeyeceğim ama hepinizin bildiği ülkemizde şifreli kanal hizmeti veren bir TV hakkında olacak. </DIV>
<DIV>Bu örnekten cıkaracağımız bilginin kullanım amacına uygun olarak belirlenmiş kriterlerde değişiklik gösterebileceğini ve sizlerinde işyerlerinizde benzer ipuclarını bulmak icin değişik yöntemler geliştirebileceğini düşünerek okuyun.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>&#8220;Bir başka TV paketine gecmek icin telefon görüşmesi&#8221;</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>TV Yetkilisi: Merhaba Umut Bey,</DIV>
<DIV>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (isimli hitap +1 puan)</DIV>
<DIV>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (beni aradığım telefon numarasından otomatik tanıdı +1puan)</DIV>
<DIV>UD. Merhaba,</DIV>
<DIV>TV Yetkilisi: Size nasıl yardımcı olabilirim?</DIV>
<DIV>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (kurumsal selamlama +1puan)</DIV>
<DIV>UD. Başka bir pakete gecmek istiyorum.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>TV yetkilisi farklı paket ve avantajlarını sayar.Bende birisini secer ve Teşekkür ederim. Konuşma tam sona erecekken TV yetkilisi başka bir konuda bilgi vermek istediğini söyler. Aynı TV &#8216;nin birde aylık bir dergisi bulunmaktadır. Ve ısrarla bu dergiyi almam gerektiği hakkında bilgiler verir durur. Epey bir süre sonra&#8230;</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>UD. Peki alıyorum o zaman.</DIV>
<DIV>UD. Yalnız merak ettiğim bir konu var. </DIV>
<DIV>TV Yetkilisi: Buyurun efendim.</DIV>
<DIV>UD. Biliyorum iyi bir CRM altyapınız var. Ve bunun icinde epeyce yatırım yaptınız. Benimle ilgili ne gibi bir ipucunuz var?</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>TV yetkilisi biraz duraksadıktan sonra daha önceki konuşma gecmişimizdeki samimiyete dayanarak bir acık verir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>TV Yetkilisi: Efendim, TV dergisi icin biliyorsunuz&#8230;</DIV>
<DIV>TV Yetkilisi: Gectiğimiz yıl yine yapmış olduğunuz bir telefon görüşmesinde, buraya arkadaşım şöyle bir not almış;</DIV>
<DIV>TV Yetkilisi: &#8220;Biraz ısrarcı olunca satın alma ihtimali yüksek&#8221;</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>UD. Tebrikler! Peki bu iyi bir şey mi?</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>TV Yetkilisi: Efendim, bunu size söyledim cünkü burada bir başka notta da samimi olduğunuz yazıyor.</DIV>
<DIV>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (samimi ve beni tanımaları +10 puan satış gercekleşti!)</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Gördüğünüz gibi kücük notlar, kullanıcı izlenimleri en önemli noktalarda kendilerini kolayca gösterebiliyor.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Not: Benim icin &#8220;cok ısrar edildiğinde satın alma ihtimali yüksek&#8221; diye not alan TV yetkilisinin 2-3 ay önce işten ayrıldığını da ayrıca belirtmek istiyorum.</DIV>
<DIV>Yani veri her zaman oradadır. Sistem ilerliyor ve firma her gecen gün bilimsel metotlarını geliştirmektedir. Calışan ayrılsa da bircok firmada olduğu gibi en önemli bilgiler, o calışanla beraber gitmemektedir. İşten ayrılan elemanın yerine gelen yeni calışan, sanki beni daha önceden tanıyormuşcasına hareket edebilmektedir. İşte CRM&#8217;in altın sırrı!.</DIV>
<DIV><BR><BR><BR><IMG alt="Veri Madenciliği ve Müşteri İlişkileri Yönetimi CRM" hspace=40 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/datamin.jpg" vspace=5><BR></DIV>
<DIV>(Veri Madenciliği ile ilgili bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm.)<BR><BR>Veri madenciliği bir kurumun en önemli silahıdır. Eğer sizin firmanızda bu işle ilgili görev alan hic kimse yoksa emin olunki maca hep 1-0 yenik başlıyorsunuz demektir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Şöyle bir düşünelim toplantılara ve kurumsal tanışmalara coğunlukla firmanızda kac kişi katılır.</DIV>
<DIV>Bir,İki ya da üc. Toplantı stratejinizde var diyelim ki. Toplantımızda müşteri ile tanışma ve projeyi anlatabilmeniz icin ilk toplantı olsun.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>İşte hatanın en büyüğü burada yapılmaktadır.</DIV>
<DIV>Ortalama bir saat sürecek bir toplantı ya da en fazla iki saat sürecek bir toplantıda ilk önce kendinizi anlatmanız gerekir ki sonra sağladığınız güven ortamında ürününüzü anlatın.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Bircok kişi ya da kurumun yaptığı gibi kısaca (yaklaşık 5dk. Kadar firmadan bahsedip) ürüne gecen konuşamamacıların başarı oranı halen yüzde tek hanelidir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Senaryoyu tekrar yazalım o zaman. </DIV>
<DIV>Müşteri ile ilk defa tanışacaksınız. Toplantıya iki ya da üc kişi katılacaksınız. Katılan kişi sayısı mutlaka birden fazla olmalıdır. Cünkü ekipte bulunanlardan birisi sunum yaparken diğeri de veri madenciliği yapacaktır.</DIV>
<DIV>Toplantıya dair notları tutmasının yanı sıra, müşterilerle ilgili de kişisel notlar tutacaktır. </DIV>
<DIV>Firmanızı, zamanı da iyi bir şekilde kullanarak en can alıcı noktaları ile anlattınız ve toplantının sonunda bunun bir tanışma toplantısı olduğunu söyleyip ürünleriniz ile ilgili kısa bir anlatımdan sonra bir toplantı daha talep ettiniz.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Bir sonraki toplantıya kadar hedefinizdeki müşterinizde, sizinle ilgili bir zemin hazırlamış oldunuz. Ve hatta benim ve cevremdeki bircok kişinin de defalarca tecrübe ettiği gibi bir sonraki toplantıya hedef müşteri tarafından cok daha hedefe yakın kişilerinde katılımının sağlanması sizi şaşırtacaktır.</DIV>
<DIV>Müşteriniz, sizden almış olduğu zemin calışması ile birlikte bu toplantıya beklemede dursun sizde ekibinizle birlikte önünüzdeki toplantıya kadar müşterinizi biraz daha tanıyarak strateji oluşturma imkanına sahip oldunuz.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Veri madenciniz, aldığı notları sizlerle paylaştı. Ve kurumsal bir strateji belirlediniz. Hangi ürünü daha cok ön plana cıkartmalısınız? Hangi sırada ürünlerinizden bahsetmelisiniz? Maliyetler konusunda ne kadar acık olmasınız gibi soruları cok daha iyi tahmin edebiliyorsunuz.</DIV>
<DIV>Emin olun bir sonraki toplantınızda başarı oranınız cok daha yüksek olacaktır.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Veri madencinizin almış olduğu notları, her iki toplantılarda da aldığınız diğer notlarla da birleştirerek bir veri bankasında, müşteriniz icin actığınız başlık altında tutmanız, ileriki dönemlerle de sizler olmasınız bile, bu yeni atılan fidanın diğer calışanlar icinde bulunmaz bir ipucu olması acısından cok kritik bir durumdur.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Verilerin sayısal olarak tutulması da ayrıca cok önemli bir konudur. Cünkü insan beyninin tutamayacağı kadar cok veriyi aynı anda işleyebilen, tüm varyasyonları değerlendirip kesin olarak sonuc verebilen teknolojinin avantajlarını kullanmamak silahsız savaşa gitmeye benzer.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<P>Eğer şirketinizde illa ki bu yönde bir disiplin olmasını istiyorsanız ben sizlere hem sayısal hem de basılı doküman olarak tutmanızı öneririm.</P>
<P>&nbsp;</P>]]></description>

      <pubDate>2007-12-16 12:52:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=25</link>
    </item>
	    <item>
      <title>CEREME: CRM Nedir? Bölüm[1]</title>
      <description><![CDATA[<DIV>CRM &#8211; Türkiye&#8217;de bu ici cok boşaltılmış kelime dilimize henüz girmemiş olsa da en azından iş hayatımızda artık olmazsa olmazlar arasında yerini almıştır.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Cok büyük firmalardan tutunda mahallelerimizin arasındaki kücük marketlere kadar ilerlemiş bu sistem sizce ülkemizde ne kadar faydalı ya da doğru olarak kullanılabiliyor?<BR></DIV>
<DIV><IMG height=413 alt="CRM nedir? Nasıl yönetilir?" hspace=5 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/customer_relations.JPG" width=348 align=absMiddle vspace=1 border=1><BR></DIV>
<DIV>İşte bu kitapta, bu gibi soruların bir değerlendirmesini yapacağız. Ayrıca tecrübelerimle sabit olan bazı gercek hikayelerle de sizlere örnekler sunacağım.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Öncelikle CRM &#8216;in acılımlarına bir bakalım:</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Bilgi teknolojilerinde, CRM Customer Relationship Management yani Müşteri İlişkileri Yönetimi &#8216;dir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Aslında CRM bir kısaltma olduğundan bazı sektör alanlarında kullanımı da farklılıklar gösterebilir.</DIV>
<DIV>Yine bilgi teknolojilerinde;</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Conceptual Reference Model, </DIV>
<DIV>Compensating Resource Manager,</DIV>
<DIV>Clean Room Model,</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Arkeolojide, CRM Cultural Resources Management yani Kültürel Kaynak Yönetimi,</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Havacılıkta, CRM Crew (or Cockpit) Resource Management yani Mürettebat (veya Kokpit) Kaynak Yönetimi,</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Ama iclerinde benim en cok sevdiğim ve kelime olarak en cok anlam taşıyanı Cause-Related Marketing &#8216;dir.</DIV>
<DIV>Cause-Related Marketing &#8211; Neden-İlişki-Pazarlama anlamına gelir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Pazarlamada kullanılan bu deyim bence müşteri ilişkileri yönetimi tanımlamasından cok daha samimi bir tanımlamadır. En azından ici boşaltılmış CRM kelimesi icin iyi bir alternatif olabileceği kesindir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Eminim sizlerinde kolayca fark edeceği gibi acılımı her ne olursa olsun ya da sektörü-alanı ne olursa olsun bir şekilde anlamların bir birleri ile bir bağı vardır.</DIV>
<DIV>O bağ &#8220;<B>Yönetim</B>&#8221;&#8217;dir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Yönetmek icin bilmek gerekir. Bilmek icinse araştırmak ve kayda almak gerekir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Bir dönem kendisini labrotuara atmış olanlarınız varsa ki onlar cok daha iyi bilirler; bir şeyin ispat edilebilmesi icin defalarca denenmesi gerekir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Sürekli aynı sonucları alıncaya kadar denemek, müşterilerinizin davranışlarını anlamaya benzemektedir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Her bir molekül gibi müşterilerinizde birbirlerinden farklıdır.</DIV>
<DIV>Kendisini kurumsal kimliğin bir parcası olarak gören ya da görmeyen müşterileriniz olabilir. O zaman eğer bu bilgiye siz sahip değilseniz, düşünebiliyor musunuz? Nasıl bir&nbsp; ilişkiniz olabilir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Yaşanmış bir örnekle devam edelim.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Görüşmeye gittiğinizde karşınızda beş kadar firma yetkilisi var. Toplantının girişinde heyecanlı bir kartvizit dağıtımı yapılıyor. Tüm kartvizit dağılımı altkümeleri sağlandıktan sonra, siz ürününüzü tanıtmaya geciyorsunuz. Siz heyecanla ve gururla sunumunuzu yaparken iki de bir sözünüzü bölen ve rahatsız edercesine soru soran firma yetkilisine cevap vermek zorunda kalıyorsunuz. Tepkiniz ne olurdu?</DIV>
<DIV>Coğunuzun &#8220;İdareyi elden bırakmam&#8221; dediğinizi duyar gibiyim.</DIV>
<DIV>Oysa doğru cevap şu olmalıydı, soru soran kişiyi tanımıyorsunuz ve bunun icin ne tepki vereceğinizi bilemezdiniz.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Karşınızda beş kadar firma yetkilisi vardı. Size dağıtılan kartvizitleri kimden geldiğine göre hızlıca aklınıza yazdınız diyelim ki aslında buda epeyce zordur, sonra görev dağılımlarına baktınız. Ve size göre bir sunumu iyice anlatabilmeniz icin hedef yetkiliyi sectiniz.</DIV>
<DIV>Sorun şu ki, karşınızda ki hedef birkac hafta sonra işten ayrılacaktır ve coktan istifa mektubunu vermiştir. İki de bir sözünüzü bölen ve rahatsız eden dinleyici firma yetkilisi birkac hafta sonra o kişinin yerine getirilecektir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Tam bir fiyasko! Sizlerinde katıldığınız toplantılarda bu gibi bilgileri bilememenizin getirdiği kötü durumlar olmuştur.</DIV>
<DIV>Cözüm cok basit, bileceksiniz. Bunun başka bir yolu yoktur. Bu cözümün dışında az önceki örnekte tek bir cıkar yol vardır. O da tüm kitleyi hedef almaktır ki bu da yarar getirebilecek bir cözüm değildir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Özetle beş kişinin kim olduğunu önceden bilemiyorsanız, toplantıya hemen başlamayın. Sözlü bir CRM yapın. Onları mümkün olduğunca tanımaya calışın. Faydasını göreceksiniz!</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>&#8220;<B>Hedef</B>&#8221; Ben bu kelimeyi cok seviyorum. Pistlerde koşan atlar gibi tek bir hedefe kitlenmek ve buna kimsenin engel olamayacağını hissetmek, belki de başarılı insanların paylaşmadıkları yegane sırdır.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Hedef kimdir? Müşterileriniz. </DIV>
<P>Ne icin? Daha cok satış yapmak icin.<BR><BR></P>
<DIV>O zaman müşterilerinizi tanıyarak başlayalım.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Şu soruları aklınıza iyi satış yaptığınız ya da durumu bir türlü netleşmeyen ve bekleyen tekliflerinizin olduğu müşterilerinizi gözünüzün önüne getirerek düşünün,</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Hedef müşteriniz kac yaşındadır?</DIV>
<DIV>Doğum tarihi nedir?</DIV>
<DIV>Evli mi, bekar mı?</DIV>
<DIV>Ekonomik durumu iyi mi, kötü mü?</DIV>
<DIV>Komplimanlardan dönüş sağlanabiliyor mu?</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Eğer bu sorulardan en az birisine cevap veremiyorsanız, eksik bir şeyler var demektir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Hepimizin olduğu gibi bende aile bireylerim hakkında cok daha kolay bir kanıya sahip olabiliyorum. Nelerden hoşlanırlar, ne yerler ne icerler gibi tüm bilgileri bilmem onlarla yaşıyor olmam sayesinde gözlerim kapalı da olsa kim hangi durumda ne tepki verir bilirim. </DIV>
<DIV>Müşterilerinizi (hedeflerinizi de) aileniz gibi tanımanız gerekir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Hedefiniz müşterinin, bir kurum ya da kişi olması cok önemli değildir. Eğer bir kurumu hedef almışsanız eninde sonunda varacağınız son durak yine bir zat-ı muhterem olacaktır.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Bu konuyu biraz kaşımamın sebebi halen babadan öğrenilen yöntemlerle şirket yöneten ya da müşteri yönettiğini sanan calışanlar, idareciler varsa durumun uzun vadeli gitmeyeceğini ve değişen ekonomide gün gectikce biraz daha geriye gideceklerini fark etmelerini kesin olarak sağlamaktır.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>O zaman hepimizin anladığı gibi müşteri ilişkileri yönetimi, icin ilk adım müşteriyi tanımak. </DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Tam olarak bir müşteriyi tanıdığımızı anladığımız an o ilişkiyi nasıl daha verimli bir şekilde devam ettireceğimizi düşünebilir olacağız.</DIV>
<DIV><BR>Müşterilerinizden birini cok iyi tanıyor olmanız muhakkak size dönüşü olacak bir şey olmasına rağmen, tüm müşterileriniz icin firmanızın tanıma amaclı bir metodolojisinin olması gereklidir.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Verinizin değeri, bilimsel araclarla cok daha etkin bir şekilde kullanılabilir. Gercek, sadece veri olduğundan, bu bilginin etrafında toplanan ekip üyeleriniz değişse de metodoloji ve firma olarak ilerlemeniz hep sabit kalacaktır.</DIV>]]></description>

      <pubDate>2007-12-16 12:43:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=24</link>
    </item>
	    <item>
      <title>Benim 'Blog' um var ama e-şerefsiz değilim</title>
      <description><![CDATA[<P>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<IMG height=90 alt="" src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/alisaydam.jpg" width=90 border=0>&nbsp;Gün gecmiyor ki internet hakkında pekte fikir sahibi olmadan yeni kelime icatcıları ortaya cıkmasın.<BR>Efendim yeni kelimemiz e-şerefsiz. <BR>Akşam Gazetesi Yazarı Ali Saydam'a katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz.<BR><BR>Bu yazıda kendisine bihaber olduğu dünyayı ona biraz daha aydınlatmaya calışacağım. Zira buna şiddetle ihtiyacı var gibi duruyor.<BR><BR>Beyefendi buyurmuş, bilmem kactane başbakan ismiyle Facebook'da kayıt varmış, güvenilmezmiş vs.<BR>Ve hatta Atatürk yazınca da yüzlerce account daha cıkıyormuş.<BR><BR>Bu kadarı interneti tüh kaka yapmaya yetiyor anlaşılan kendisine.<BR>Bir iletişimcinin en zor yılları, teknolojiye ayak uyduramadığı yıllardır diye tahmin ediyorum.<BR><BR>Belki popülist olmakla birlikte (Bkz. &#8220;Cumhuriyete Kanat Gerenler&#8221; belgeseli ) zamanla biraz değişim gecirilmiş.<BR><BR>Neyse o kısım herkesin kendi takdiridir. Rüzgara göre seyreden yapraklar bir kururlar elbet.<BR><BR>Konu basit, kendisinin de dediği gibi (kitsel iletişim aracı güvenirliğini yitirdi mi, tükenir) benzer şeyi kendisi de yaşamaktadır kanaatimce.<BR><BR>Sorularım:<BR>CRM, müşteri ilişkileri yönetimi: Facebook da bilgisi olan her kişi bir müşteri midir?<BR>Facebook kullanan herkes e-şerefsiz midir?<BR>Bunu böyle tabir eden normal bir ruh haline sahip midir?<BR></P>
<P>Kendi analizi:<BR>"<BR><FONT face=Verdana><FONT color=#333333 size=2>Sonuc: Ben internet ortamının, yeri yurdu belli, etkileşimli web siteleri ve ciddi CRM programlarına dayalı yapılar haric, rüştünü kazanıp haysiyetli ve itibarlı bir iletişim aracı haline gelene kadar etkisinin fazla ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorum. <BR><BR>"<BR>sizi korkutan etki burada tam olarak nedir?<BR>Yoksa bir iletişim uzmanı olarak bilgi kirliliğimi yaratıyorsunuz?<BR><BR>"Recep Tayip Erdoğan'ı sevmeyen 500.000 kişi bulabiliirim" isimli guruplardan mı bahsediyorsunuz?<BR><BR>Kendi Blog'unuzda da söylediğiniz gibi ki yazınızda buda bir yalan başlık olmuş: kendi blogunuz varmış,&nbsp;(Bkz. <A href="http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=100987,10,152">http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=100987,10,152</A>&nbsp;) </FONT></FONT></P>
<P><FONT face=Verdana color=#333333 size=2>"Coğunluğun arzularına uyarak farklı ve yeni şeyler ortaya koymak kesinlikle mümün değildir"</FONT><BR><BR>sloganınıza gercekten inanıyor musunuz?<BR><BR>Bu millet kendi ve coğunluğun iradesiyle en kutsal varlığı olan hürriyetini kazanmadı mı? Demek ki mümkünmüş.<BR><BR>Coğunluğun arzusu önemlidir. Şahsi arzularınız tehlikelidir.<BR><BR>internet olmasın demiyorsunuz belki ama tüh kaka dur dokunma diyerek, özgür insanların özgürce konuşabildiği mecraları bilerek kötülüyorsunuz.<BR><BR>Bana pek kıvrak zeka kıvamında gelmedi bu. Belki sizler icin biz genclerin kuşağında bu teknoloji konusunda beyinlerimizi pek bulandıramıyorsunuz.<BR><BR>Tam eşitlik sevdalısı olmasak hani diyorum secimlerde enaz lise mezunu olmak şartı olsa, Türkiye 'de neler değişebilirdi.<BR>Şu lise mezunları hani, internet kullanabilen, cep telefonuyla rahat konuşabilen, reklamın iyisini kötüsünü ayırabilen, facebook kullanan bizim gibi e-şerefsizler, şereflileri daha mı iyi ayırt ederdik acaba.<BR><BR>Bkz. <A href="http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=100987,10,152" target=_blank>E-şerefsiz: Ali Saydam</A></P>
<P>Bende bir sonuc yazayım dedim:<BR><BR>Hindistan'ın ihraacat girdisi yıllık 100milyar dolar civarında. Bunu büyük yazılım şirketlerinin kücük işlerini alarak yapıyorlar. Bizde ki enbüyük girdi sektörü ise sadece turizm. Sayın Ali Saydam, bırakalım da tarih kitaplarından mı takip edelim dünyayı. <BR><BR>Bu ülkede bilişim uzmanı yetiştiren doğru dürüst okul yokken, bu genclerin coğunun evinde bir bilgisayar yokken, gecim derdi insanların sırtına binmişken, insanlar gün gectikce daha da asosyalleşmişken, bu cilekeşin icinde birde blog acmış, facebook'a üye olmuş, teknolojiye adapte olmaya calışmış size mi dokundu. <BR><BR>Biliyorum şimdi diyeceksiniz ki, sizin zekanızdan değil de tombikliğinizden bahseden biri daha işte. Ama öyle değil. <BR>Yaptığınız işler fevkalade lakin, bu tutum ve yakıştırmaların coğunluk tarafından algılanması ya da yönlendirilmesinin kolay olduğunu en kolay siz bilmenize rağmen ya art niyetli ya da bile bile lades diyerek yazdığınız bu yazının kastını bizler anlıyoruz.<BR><BR>Ve ne mutlu ki, özgür ortamlardan istediğimiz gibi yorumluyoruz, yönlendiriyoruz. Dilerim tüm blogcular bu konulara değinir.<BR><BR>Bırakın efendim insanları, uyaracaksanız daha derin bilgilerle uyarın insanları. Daha iyi nasıl kullanabilirler onu anlatın madem biliyorsunuz.<BR>E-şerefsiz tanımı kadar basit, yüzeysel bir acıklama olabilir mi?<BR>İnsanların şerefini tayin eder oldunuz birde yetmedi e- si mi kaldı.<BR><BR>İlahi yani.<BR><BR>DipNot:<BR>Merakınızı gidereyim: Web Sitesi büyük kümedir. Blog bir alt küme. Blog, loglamaktan gelir. En nihayetinde o da bir websitedir. Lakin diğer web sitelerinden farklı olarak daha doğrudan (yani vektorel) bir konu ya da amac edinir.<BR>Kişisel bloglar olduğu gibi, firmalarında blogları bulunur.<BR>Blog bir nevi düşüncenin dijital olarak kaleme alınmasıyla bazı değerli sanılan yazarları sıradanlaştıran birşeydir.<BR>Bu ülkede encok okunan gazetenin günlük tirajı 500bin iken 1,5milyon Türk'ün ziyaret ettiği Facebook bir blog sitesi değildir.<BR>Ya da bir arkadaş edinme sitesi de değildir. <BR>Uzun zamandır göremediğiniz, haber alamadığınız birzamanlar aynı networkte bulunduğunuz kişilere erişmenize yarayan bir aractır.<BR>T.Erdoğan, mankenler vs. vs.arkadaşım olmadığı icin benim listemde de değiller. <BR>Birgün kalkıp -aaa Tayip beyde burdaymış dur bir POKE HUG vs.&nbsp;yapayım demiyorum yani.<BR><BR>Biraz daha derin bir konu.<BR><BR>Sevgiler</P>]]></description>

      <pubDate>2007-12-11 11:02:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=23</link>
    </item>
	    <item>
      <title>10$'a 5 yıldızlı otel mi? Yoksa saati 100$ 'a çalışan yazılımcı mı?</title>
      <description><![CDATA[<FONT size=2>
<P>Türkiye'de ki yazılımcılar dünyanın başını döndürmeye devam ediyor.<BR>Dünyanın en iyi korunan Pentagon, CIA vb. web siteleri herhafta bir Türk gurup tarafından hacklenmesi alışageldik bir durum halinde.<BR>Peki nedenlerini hic düşünen var mı? <BR>Bu denli az imkanlarla, eğitimini görmeden, maddi destek almadan, ben bu işte en iyiyim diyen Amerika Birleşik Devletleri yazılımcılarıyla alay eden Türkler, neden bunu gercekten bir iş ve paraya ceviremiyor.<BR><BR><B>İllegal eylemler, boş vakitlerden doğar. Kimse sadece adrenalin icin banka soymaz.</P></B>
<P>Türkiye'de bir yazılımcı ortalama haftada 6 gün, günde 14 saatin üstünde mesai vererek, en fazla 1 - 2bin YTL kazanabiliyor.<BR>Firmalar daha fazlasını ne yazık ki veremiyorlar. Cünkü onların da ellerinde yeterince iş yok. Olan işlerinde hacmi, carpık sektör deneyimleri sebebiyle zararına rakamlar.<BR><BR>Bakın ABD, internette ki ışığı görerek internet işletmelerine vergiden muafiyet getirdi ve büyük ekonomi patlamasını sağlayarak yeni bir güc daha kattı kendine.<BR><IMG height=329 alt="" hspace=20 src="http://www.umutdereli.com/haberresimler/2005092307331201.jpg" width=351 align=absMiddle vspace=5 border=1><BR>Türkiye'nin en büyük ihraacat gücü olarak görünen Turizm sektörü icin, bilmiyorum sizler de takip ediyor musunuz ama yurtdışında ceşitli forumlarda "paran yoksa Türkiye'ye git" gibi söylemler var. </P>
<P>Turistlerimiz 5 yıldızlı otel keyfini Türkiye'de günlüğü 10$'a yaşayabiliyor. Ne güzel rekabet değil mi? Zarar et, ama maksat para dönsün.<BR><BR>Bu kapasatide ki büyük yatırımcılarımıza, Hindistan'da fason yazılım üreticileri icin ortalama bir yazılımcının saati 50-100$ 'a proje geliştirdiğini hatırlatmak isterim.<BR><BR>Hindistan, tamamen ABD firmalarının fason yazılım üretim uydusu haline getirildi. <BR>Lakin, Hindistan zamanla büyük bir risk haline geldi.<BR>Hindistan yazılım firmalarının "uyanık davranışları", devlet desteğinin olmaması, kurumsal organizasyonunun eksik olması ve ana proje arkasının boş olması nedeniyle pazar payını yitirmek üzere.<BR><BR>Peki Hindistan'ın fason yazılım üretimi icin girdisi ne kadar? 50-100milyar dolar. Rakamla yanlış anlaşılmış olabilir birde yazıyla yazalım; elli ile yüz milyar dolar arasında.<BR>Daha güzeli, ithaalat cıktısı sıfır, ihraacat girdisi 100%'dür. </P>
<P>Yazılım soyut bir mülkiyet olduğundan bu büyük girdinin ekonomide ki dağılımı gercekci bir değişim sağlamaktadır.<BR><BR>Hindistan bu konuda o kadar yetenekli bir ülke değil. Calışanlarının kapasitesi zorlamalarla ve bir kac firmanın zengin olmasına göre düzenlenmiş durumda. Gün gectikce de zaten önemini ve değerini yitirmiş durumda.<BR><BR>Yatırımlarını yapan dev firmalar gözünü alternatif ülkere cevirmiş durumda. <BR><BR>Bilin bakalım dünyanın en büyük genc nüfusuna sahip bir kac ülkesinden birisi hangisi?</P>
<P>Ve yine bilin bakalım hicbir destek almadan, eğitimini görmeden, kötü şartlarla bazen illagal de olsa yaptıklarıyla dünyayı hayrete düşüren genc topluluk kim?<BR><BR>Evet bildiniz. <STRONG>Türkiye</STRONG></P>
<P><STRONG>Yatırımlar kar etmek icindir.</STRONG> </P>
<P>Bir devletin büyüme hedefini ortaya koyarken ekomik programında internete bir kac satır yer ayrılmışsa, gercek dünyanın kurallarından uzak olduğunu düşünmekte fayda var.</P>
<P>İnternet'e chat yapanlar, küfür edenler diye bakıp, ceşitli yasalarla zaten zor imkanlarla kendini bu konuda lider konumuna getirmiş bir genc toğluluğa pranga vurmak isteyenler, bilmelidirler ki, gelecek Türk yazılımcılarının ellerindedir.</P>
<P>Efendim özetle, bırakın halen babane metodlarını, temiz internet kampanyalarını, somut önerilerle bu ekonomiyi nasıl değerlendiririz? <BR>Nasıl eğitim desteği veririz? <BR>Nasıl dünyanın merkezi oluruz? bunları düşünün ve bizlere sunun.<BR><BR>Geceliğinin maliyeti 20$' a , satışı 10$' a 5 yıldızlı otelde hizmet verip, yılda da 5-6 milyar dolar kazanan, 10milyar dolar harcayan bir ülkenin diğer tarafta maliyeti sıfır, 100milyar doları sadece istemesine bağlıyken halen gündeminde "Temiz <STRONG>İnternet</STRONG>" gibi konuların konuşulmasını yadırgıyorum acıkcası.<STRONG>Temiz internet dediğin, temiz insanların kullanmasıyla mümkün birşey. Temiz bireyler yetiştiremiyorsan, onlara bir hedef veremiyorsan, ne yasak koysan boş. Neyi engellesen boş.</STRONG></P>
<P><STRONG>Zaten sana göre değil mi bu konuda dünyanın en büyüğü ABD?<BR>Bak onlar bile engel olamıyorlar. Herhafta siteleri güvenmediğimiz, birşey yapamaz dediğimiz genc Türk yazılımcıları tarafından bakıma alınıyor.<BR><BR>Bu sesi ve isyanı birilerinin duyması ve anlaması gerekmez mi?<BR><BR></STRONG>Sonuc efendim, dünyanın fason ya da lider yazılım merkezi olmaya en büyük aday ülke Türkiye'dir. <BR><STRONG>Siyaseten değil, ciddiyetle değerlendiriniz.</STRONG></P>
<P><STRONG>Sevgiler</STRONG><BR><B><BR></P></B></FONT>]]></description>

      <pubDate>2007-06-04 11:43:00</pubDate>
      <link>http://www.umutdereli.com/makale.oku.php?oku=22</link>
    </item>
	    <item>
      <title>E-Ticaret, Matematik ve Başarının Ölçeklendirilmesi</title>
      <description><![CDATA[<STRONG>Hicbirimizin bildiği</STRONG> bir diğerimizden fazla değil. Özellikle biz Türkler, batının yaptıklarını taklitden öteye gecemiyoruz.<BR>Amerikalıların bir sözü var, Ya yeni bir şey yap, ya da daha iyisini.<BR><BR>Benzer projeler de geliştirirken en azından daha iyisini yapmakda bence yanlış birşey yok.<BR><BR>Şimdi ise sizlere bir teorimden bahsedeceğim. Daha doğrusu ben bunu kullanıyorum ve başarılı da buluyorum. Ama eminim ki daha cok k